Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev

La Boétie 1 Kasım 1530’da Fransa’nın Périgord bölgesinin küçük fakat zengin bir kenti olan Sarlat’da doğmuş, genç yaşta Bordeaux yakınlarında Germignan’da 8 ağustos 1563’te ölmüştür. Soylulaştırılmış burjuva kökenli bir ailenin çocuğu olan La Boétie, babasının ölümünden sonra bakımını üstlenen amcasının etkisiyle hukuk öğrenimini seçmiş ve 1553’te Orléans Üniversitesin’nden hukuk diploması almıştır. O dönemlerde hümanizm ve reform akımlarının hukuk fakültelerinde gelişmiş olduğu ve 1559’da düşüncelerinden dolayı Paris’te yakılarak öldürülecek olan protestan partinin önde gelen demokratlarından Anne de Bourg’un Orléans’da hocalık yaptığı göz önüne alındığında üniversite yıllarının La Boétie’nin düşünsel gelişimi üzerindeki etkisi açıkça ortaya çıkar.
Fakülteyi bitirdikten bir yıl sonra, bu genç hukukçu, kral II. Henri’nin onayı üzerine Bordeaux Parlamentosu’nda danışmanlık görevine sınavla kabul edilmiştir. Ölümüne dek bu görevi sürdüren La Boétie, 1557 yılında kendisi gibi danışman olan ünlü Fransız düşün adamı Montaigne ile tanışmıştır. Bu iki düşünür arasında çok yakın bir dostluk ilişkisi kurulmuştu. Uzun bir süre Bordeaux Parlamentosu’nda etkin olamayan La Boétie, 1560 yılından başlayarak önemli görevler üstlenmiştir. Paris’te tanıştığı ana kraliçe Catherine de Médicis’in baş danışmanı Michel de l’Hospital’in düşüncelerini benimsemiş ve bu düşünceler doğrultusunda yayımlanan kraliyet fermanlarının Bordeaux yöresinde uygulanılmasına çalışmıştır.
16. yüzyıl Fransa’sının içinde bulunduğu en önemli sorun din çatışmalarıydı. Monarşi, bir yandan krallığı zayıflatan katolik-protestan çatışmasına çözüm arıyor, öte yandan kiliseye olan üstünlüğünü pekiştirmeye uğraşıyordu. İki aşırı ucu oluşturan katolik parti ile Fransız calvinistleri olan “huguenot”ların karşısına Michel de l’Hospital’in başını çektiği politikler partisi çıkmıştı. Dinsel hoşgörü yanlısı olan politikler, katolikliğin devlet dini kalmasını, protestanlar için ibadet özgürlüğünün güvence altına alınmasını ve monarşinin erkini artırarak lisienin ona bağımlı kılınmasını savunuyorlardır. İşte bu düşüncelere katılan La Boétie, protestanlara ibadet özgürlüğünü tanıyan 17 Ocak 1562 tarihli “Ocak Fermanı’nı savunmaya yönelik bir yazıyı kaleme almıştır. Burada mezhep savaşlarının tehdit ettiği ulusal birliği korumak kaygısıyla mutlak monarşi düşüncesine yaklaşmaktadır.
Fakat La Boétie’nin siyasal düşünceler tarihinde önemli bir yer kazanmasına neden olan Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev adlı yapıtı, mutlak monarşinin savunması şöyle dursun siyasal iktidarın her türlüsünün yerilmesini içerir. Montaigne, arkadaşını savunmak amacıyla, La Boétie’nin bu yergiyi 16-18 yaşları arasında yazdığını belirtmiştir. Ne var ki Söylev gerçekten bu tarihlerde yazılmış olsa bile, Fransa’nın güney bölgelerinde patlak veren köylü ayaklanmalarından etkilenen La Boétie’nin 1553’ten sonra yapıtını gözden geçirip geliştirdiği bugün kesinlik kazanmıştır. Söylev La Boétie’nin yaşamı süresince yayımlanmadığı gibi ölümünden sonra Montaigne tarafından da yayımlanmamamıştır. Saint- Barthélémy katliamının ertesinde bazı “huguenot”lar bu yapıtı ele geçirmişler ve 1574’den başlayarak onu kendi amaçları doğrultusunda, militan nedenlerden dolayı yaymaya başlamışlardır. Daha sonraları, Söylev, çeşitli tarihlerde cumhuriyetçiler ve demokratlar tarafından kullanılmıştır; 1789 Fransız Devrimi başlarında yayımlandığı gibi, 1857 ‘de Louis-Napoléon’un darbesinden sonra Brüksel’e kaçan cumhuriyetçiler de bu yapıtı bastırıp piyasaya sürmüşlerdir.
Görüldüğü gibi, Söylev yüzyıllar boyunca militan çerçeveler içine konmuş ve bu biçimde değerlendirilmiştir. Bundan dolayı içerdiği temel siyasal görüşler farkedilmemiştir. Oysa, La Boétie devrinin somut koşullarından “özgür”, çağının çok ilerisinde bir düşünce yapıtı gerçekleştirmiştir. Tüm zaman ve mekan sınırlamasını yıkarak siyaset sorununu konu edinmiştir. Yoksa yapıtı ne monarşinin yergisi ne de “tyrannicide”in (tiranların öldürülmesinin) ya da demokrasinin övgüsüdür. Siyaseti iktidar ilişkileri ağının oluşumu biçiminde algılayan La Boétie, siyasetin yani iktidarın (özgürlüğü yok ettiğinden dolayı) nefret edilecek bir olgu olduğunu belirtir. İktidarın hoş, iyi bir şey olduğu ya da böyle olması gerektiği kanısına kesin bir karşı çıkıştır bu. Bu görüşten hareket eden La Boétie, doğaya aykırı düşen iktidar olgusuna insanların nasıl olup da boyun eğdikleri sorununu yapıtının odak noktası yapar. Böylece onun için siyaset üzerinde düşünmek, yönetilenler durumunda olan insanların bu durumda kalmak istemelerinin nedenlerinin araştırılması olmaktadır.
Gerçek bir Rönesans düşünürü olan La Boétie Söylev’de dinsel açıklamaları tümüyle dışlamaktan da öte yine yaygın olan bir başka kanıya karşı çıkar; iktidarın gerçekleşmesini yönetenin (ya da yönetenlerin) istencine (volontarizmine) değil de yönetilenlerin istencine bağlar. Bunun yanında, halkların gönüllü kulluk tutkusuna bağlanmalarında iktidarın kullandığı yöntemlere ve devlet mekanizmasının etkinliğine dikkati çeker. La Boétie’ye göre hükmetmek, devleti kulluk ve bağımlılık ilişkileriyle bir piramit biçiminde düzenleyip kurmaktır. Birey, kendinin altında ezebileceği insanlar bulunduğunu görerek “Bir” ile, egemen ile özdeşleşmekte ve siyasal iktidar aygıtının ya da bir başka deyişle devletin, varlığını sürdürmesine gönüllü olarak katkıda bulunmaktadır.
Bu 16. yüzyıl düşünürü, bir yanda her türlü bağımlılığı reddedip “doğal” özgürlüğü savunmasıyla Aydınlık Çağı filozoflarının, öbür yanda ise iktidar ve devlet mekanizmasını irdelemesiyle modern siyaset biliminin bir habercisi gibi gözükmektedir.
 
 
 
Künye Bilgileri
 
Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev
Etienne de La Boétie
Çeviren: Dr.Mehmet Ali Ağaoğulları
Ankara Üniversitesi SBF Dergisi Cilt: 38, Sayı: 1, ss. 245-275.
Türü: Siyaset
30 Sayfa
 
 
 
Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev
E-Kitap okumak için tıklayın