Doku

Oğuz Çetinoğlu yazdı:
Burcu Seçmeer’in ‘Doku’ isimli kitabındaki hikâyelerin kahramanları, kimsenin göremediğini gören, kimsenin duyamadığını duyan, hissedemediğini hisseden, anlayamadığını anlayan insanlardır.

Şansının kepenk kapattığını düşünen karamsarlar için; ‘Doku’ isimli kitapta yer alan her biri birbirinden özgün ve ilgi çekici 8 adet hikâyenin çoğunda, ümit kapılarını açacak sihirli anahtarlar var.

Sayfaların her birinde, zekâ ile tahayyül gücü; bâzen raks ederek bâzen de atraksiyon yaparak okuyucuyu, gelecek bölümlerdeki sonsuz ve harika sürprizlere hazırlıyor. Hikâyenin kahramanı, bilmediği bir şarkının melodisinden, bestekârını; bir tablodaki fırça tekniklerinden, ressamını tanıyabiliyor.

‘Beklenti’ başlıklı birinci hikâyede, genç ressam Raçe’nin resim çalışması, Güzel Sanatlar Akademisi’nde, öğretim üyesi profesörün bilebileceği detaylarla anlatılıyor.

‘İpucu’ başlıklı ikinci hikâyede, insan hayâlinin nerelere ulaşabileceğini gösteren satırlar var. Hayal mekânlar anlatılıyor: ‘Bette’nin Dünyası’ isimli dükkânda, Bette Midler’i anlatan kitaplar, oynadığı filmler, albümleri, saçlarına benzeyen peruklar, giydiği kıyâfetler, kullandığı parfümler, sevdiği yemekler ve benzeri… akla gelebilen ve gelmeyen milyonlarca çeşit malzeme bulunuyor.

Aynı sokaktaki diğer bir mekânda, deniz ayaklar altındadır. Piyon martılar, figür yatlar, denizci kıyâfeti giymiş servis elemanlarıyla buraya gelen müşteriler kendilerini, kâh Pasifik Okyanusu’nda seyreden gemide, kâh küçük fakat tabiat hârikası bir adada imiş gibi hissediyorlar.

Hikâyenin kahramanı, hayaller ötesi bir gezegende, henüz icat edilmemiş binitlerle geziniyor. Binitin sâniyedeki hızı hiçbir âletle belirlenemeyecek kadar yüksektir.

Üçüncü hikâye; ‘Yeşil’ başlığını taşıyorsa da, pembe bir fon önünde hayatın bütün renklerini veriyor. Hikâyenin kahramanı Valin, kendisini tanıyanların sevecekleri, yerinde olmayı can ü gönülden isteyecekleri biridir.

Ülkemizde, her kelimeye yanlış anlamlar yükleme meraklısı câhil özentisi ile malûl kişilerin piyasaya sürdüğü tipik bir ‘bozuk ürün’ olan ifâdeyle; fenomen’dir.

Yazarın benzetmeleri; edebiyatımızda ‘mübalağa sanatı’ olarak adlandırılan tarzın başarılı örnekleri olduğu kadar, yazarın hayal gücü hakkında fikir veriyor:

Tadımlık örnek cümleler:
* Fırçasını, hayal gücüyle özgürce seviştirdiği resimler…
* Tozları nüfusuna geçirmiş eşyalar…
* Geçmişten ziyâretine gelen düşünceler…
* Sattığı çikolatalardan daha tatlı bir şeyleri vaat eden gülümseyişiyle…
* Konudan konuya sek-sek oynamak…
* Hayal dünyasının panjurları kapalıydı.
* Dudaklarına kelebek gibi konan sebepsiz tebessüm…
* Usta şeflerin damaklarını ziyâret etmiş soslar…
* Akrebin, güneydeki sayıları gösterdiği zamanlar…
* Sandviçler, kendilerine tâlip olacak boş midelerle buluşmak için sabırsızlanıyordu.
* Kulaklarından birini yan masaya ödünç vermiş, dinliyordu.
* Pasaport kontrolü için kuyrukta beklenen uzun zaman dilimi; ‘Yelkovan ve akrep, eşofmanlarını giymiş, parkurun tamamını neredeyse iki defa turlamıştı.’
* Delikanlının girdapvâri çekiciliği…
* Hayal gücüne kalp masajı yapacak ellere ihtiyacı var.
* Annesi de bir süre sonra Azrail’e otostop çekti.
* Utangaçlıkla cesâret arasında gidip gelen med-cezirli hallerine kayıtsız kalamamıştı.
* Genç kızın, evlilik arifesinde büyük harflerle başlayan istekleri olmadı.
* Zekâsını esprilerle aynı cezvede kaynatan biri…

Ve daha yüzlercesi, binlercesi… Göz kamaştıran, bol ve parlak ışıklı minik led ampuller gibi hemen-hemen her satıra serpiştirilmiş. Genel geçer kanaate göre mübalağa sanatının şiirde kullanıldığı bilinirse de, ‘Doku’da, bu sanatın nesirde de başarı ile kullanılabileceği ispat ediliyor. Yalnızca mübalağa sanatı mı? Hayır! Kitapta; mecaz, telmih, terdid, teşbih ve tezat sanatları da ustalıkla sergileniyor.

Kitaba adını veren 68 sayfalık sekizinci hikâye, her biri isimsiz ve fakat kaşıkçı elması iriliğinde ve değerinde 4 ayrı hikâyeden oluşuyor. Hikâyeler arasında ortak obje olan muhteşem konak, hikâyelerin tam bağımsız olmasını engelliyor.

Konakta farklı zamanlarda yaşanan 4 ayrı hayatın kahramanları, ayrı ayrı salıncaklarda bir müddet sallandıktan sonra birleşip sallanmaya devam ederler ve birlikte ulaştıkları en yüksek boşlukta tek ruh hâline gelirler ve geri dönmezler.

-‘Doku nasıl bir kitap?’ Diye sorulduğunda şunlar söylenebilir.

‘Doku’da sürprizli zekâ sıçramaları, 239 sayfa boyunca Ravel’in Bolero’sundaki gibi, bir biri ardına sıralanıyor. Herbirinin rengi, kokusu, râyihası farklı…

Okunup bitirildikten uzun bir müddet sonra bile; ‘eksantrik eşleştirmeler’, ‘çağrışımların atraksiyonu’ ve ‘söz sanatlarının geçit resmi’ gibi kavramlarla hatırlanacak özellikler mahşeri…

Tek isim altında toplanan son hikâyenin ikinci bölümünde; ‘genç kız’ olarak anılan bayanın paylaşımcılığı, diğerkâmlığı ve iyilikseverliği de olmasa, kahramanların hiçbiri ‘bizden’ değil. Hikâyelerin kahramanlarının isimleri de öyle… Raçe, Erato, Gren, Valin, Alben, Fesa, Maci Kamül, Pudra, Solaris, Şeb, Albedo, Pelemin…
Kitap münekkitleri hiçbir yazarı, ilk ve tek kitabı ile sağlıklı bir yere yerleştiremezler. Burcu Seçmeer, üçüncü ve beşinci kitaplarında da seviyeyi, Ekim 2014’te yayınlanan birinci kitabında olduğu gibi doruklarda tutarsa -ki bunu başarabileceğinin işâretlerini veriyor- adından çok bahsedilen, kitapları satış rekorları kıracak bir yazar olmaya adaydır.

LÜGATÇE:
mecaz: Bir sözün gerçek anlamından başka bir anlamda kullanılması, benzetme.
telmih: Üstü kapalı biçimde anlatma.
terdid: Bir düşünceyi iki ihtimalle anlatma.
teşbih: Benzetme yoluyla bağlantı kurma.
tezat: Bir yazıda birbirine zıt kelime ve kavramların kullanılması sanatı.

BURCU SEÇMEER
1979 yılında Ankara’da doğdu. İlköğretimi ve liseyi Arı Koleji’nde tamamladı. Bilkent Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden mezun olduktan sonra, Amerika’nın Los Angeles şehrine gitti. Orada UCLA Üniversitesi’nde görsel ve sahne sanatları ile ilgili bir sertifika programına katılırken, oyunculuk derslerini takviye etti. Türkiye’ye dönünce Bahçeşehir Üniversitesi’nde oyunculuk üzerine yüksek lisans yaptı. Sonrasında Tiyatro Kare, Talimhane Tiyatrosu ve Aksanat’ın tiyatro oyunlarında rol aldı. Oynadığı oyunlar arasında ‘Figaro’nun Düğünü’, ‘Bir Evlenme’, ‘Woyzeck’, ‘Ben Patronum’ ve ‘Pippa’ vardır.

Facebook adresi: https://www.facebook.com/secmeerburcu

KÜNYE BİLGİLERİ

Doku
Burcu Seçmeer
Potkal Kitap Yayınları
Yayın Tarihi: Aralık 2014
Türü: Edebiyat, Hikaye
239 Sayfa
Kitap Kağıdı Karton Kapak 13,5×19,5 cm
ISBN: 6054841516