Bizimkiler: Selçuklular

E-kitap okumak için tıklayın

İstihbarat teşkilatı kurulmuştu ama Alp Arslan ihbarları dinlemiyordu. Alp Arslan’a Nizamülmülk hakkında ihbar geldiğinde, yazılı raporu Nizamülmülk’e vererek “ doğru ise kendi ahlakını, yanlış ise yazanların durumunu düzelt ve onlara ihbar imkânı verme “ demişti. Türk geleneğinde dış düşmana karşı casus kullanmak vardı. Ama kendi halkına karşı bu hiç düşünülmemişti. Buna karşılık Sasani ve sonra İslam geleneğinde düşman kadar dostta izleniyordu. Türkler bunu bilmediklerinden yönetimi ele geçirince, iç istihbaratı da yok ediyorlardı. Türk hükümdarlarının bu tutumu zamane tarihçileri tarafından yönetim bilmezlik olarak değerlendiriliyordu. Selçuklularda iç istihbaratın yerleşmesi Melik-Şah’la birlikte gerçekleşmiştir.

Selçuklularda İstihbarat teşkilatının bir parçası olarak posta örgütü kurulup, her 50 fersah aralıklarla haberciler ve postacılar bulunduruldu. Selçuklular çabuk haber alabilmek için yolları, konaklama yerlerini düzenlemişlerdi. Müslüman ülkelerde, görevi devlet yetkililerini denetlemek olan “ işraf “ divanı kurulmuştu. İşraf divanının başkanı, sarayda olup bitenleri bilir ve gerekince ihbar ederdi. İşraf divanının başkanı tam güvenilir kişidir. Kendi vekillerini kent ve kasabalara yollayarak, her yerden haber toplardı. İşraf divanına her yerden haber ve bilgi gelirdi.

İstihbaratın amacı ihanetin cezasız kalmayacağını ve devletin yer yerde gözü, kulağı olduğu inanç ve korkusunu tüm ülkeye yaymaktı. Böylece “ berid “ ve “ işraf “ örgütleri ile devlet uçan kuştan haberdar olur, halk da bunu bilirdi.

Selçuklular, düzeni korumak için kentlere “ şıhne “ denilen askeri garnizonlar yerleştirdiler. Bu Müslüman devletlere getirilmiş bir yenilikti. Bu sayede pek çok Türk beyi, kuvvetleri ile birlikte, kabile bağlarından koparılarak kent asayiş güçlerini oluşturdular. Daha önce kentleri alt tabakalardan toplanmış “ milis “ güçler (örneğin ayyar) koruyordu. Bu milis güçleri asayişin koruyucu öğesi olduğu kadar asayişi bozan öğelerdi. Şıhne sistemi sayesinde kentler disiplinli askeri güçlerin denetimine girdiler.

9. Kitap Hakkında

Oğuzlar “ Nehirler arasının “ (Maveraünnehir ) kuzeyinde sıkışmışlardı. Yağmaya gidecekleri yerleri kalmamıştı. Altlarında güçlü Müslüman devletler onlara giriş ve geçiş hakkı vermiyordu. Müslümanlığı pasaport gibi kullandılar. Şimdi önlerinde kocaman bir Müslüman dünyası ve onun ötesinde Roma duruyordu.

İran’a dalan Oğuzlardan biri olan Selçuklular diğerlerine nazaran hem daha çabuk organize oldular ve hem de daha doğru stratejiler belirlediler. Selçuklular, Müslüman dünyaya hakim oluyorlardı.

Genelde Türkler (Oğuzlar) hiç rahat durmuyorlardı. Onların hayatı yağma üzerine kurulmuştu ve bunu yapmak için her fırsatı değerlendiriyorlardı. Selçuklular kurulurken Türklere dayanmışlardı. Ama şimdi, yerleşince Türkler belaydı. Onları Anadolu’ya yani Doğu Roma İmparatorluğu üzerine yönlendirdiler. Önce Azerbaycan bir Türk üssü oldu, oradan Anadolu’ya sarkıldı.

Roma için bu kadarı fazlaydı. Doğuya, Türklerin üzerine yürüdü. Ancak devran değişmişti. Malazgirt’te Roma bozguna uğradı ve Alp Arslan Doğu Roma İmparatorunu esir etti. Malazgirt’ten sonra Anadolu’nun kapıları Türklere sonuna kadar açılmıştı. Önemli Türk beyleri ve komutanları, bu arada Selçuklu ailesinden olan Kutalmış oğlu Süleyman-şah, Anadolu’yu parsellemeye başladılar.

Aslında Roma’yı Türkler iki taraftan birden kıskaca almışlardı da kendileri bunun farkında değillerdi. Anadolu’dan Oğuzlar, Balkanlardan Peçenekler Constantinopolis önlerine kadar geliyorlardı. Balkanlara Peçeneklerin ardından Şaman Oğuzlar (Uzlar) girdiler.

Malazgirt savaşından az sonra öldürülen Alp Arslan’ın yerine Melik-şah geçti. Melik-şah ve veziri Nizamülmülk beraberce Selçukluları bir imparatorluk haline getirdiler. Bu dönem Selçukluların en güçlü dönemi oldu.

Selçukluların Müslüman Asya’ya hakim olması ile Fatimi Sünni mücadelesinde ibre Bağdat’tan yana dönmüştü. Nizamülmülk ile beraber de Selçuklu yönetimi Sünni görüşten farklı olan tüm düşünce biçimlerine düşman kesildi. Şiilik iyice sıkışmıştı. Şiiliğin bu umutsuz ama mücadeleye devam eden ortamı içinde Haşişiler ortaya çıktı. Hasan Sabah Dağların Şeyhiydi, alınamaz Alamut kalesi de merkeziydi.

Selçuklu İmparatorluğunda Melik-şah ölünce aile içinde taht kavgaları başladı ve bu da devletin gücünü düşürdü, kendi iç meselelerinden dolayı dışarıda olup bitenlere bakamadı.

Anadolu’da ise Süleyman-şah öldükten sonra, bir siyasi belirsizlik ortaya çıkmıştı. Melik-şah’ın ölümünden sonra yanında tuttuğu Süleyman-şah’ın oğlu Kılıç Arslan Anadolu’ya dönünce bu belirsizlik sona erdi.

Malazgirt savaşından sonra, Ermeni General Filateros yanına aldığı pek çok Ermeni ile birlikte, Çukurova’ya indi ve merkezi Çukurova olan bir Ermeni Prensliği kurdu.

Asrın sonuna doğru, Doğu Roma topraklarında Bogomil ayaklanması oldu. Pavlikanlar Anadolu’dan çıkarılarak, Balkanlara yerleştirildiler.

Avrupa’da tarım tekrar yükselişe geçmişti. Para günlük yaşamda gittikçe önem kazanıyor, böyle olunca da kıymetli maden ve taşlar dolaşıma sokuluyordu. Ama dolaşımdaki kıymetli maden yetersizdi. Paranın içindeki kıymetli maden miktarı azaltılmaya başlandı. Yollar yeniden kalabalıklaşmıştı. Yeni kentler kuruluyor ve bunlar Pazar merkezleri haline geliyordu. Avrupa’da tüccarlar yeniden ortaya çıkmış ve palazlanıyorlardı. Ticarette Hıristiyan Yahudi rekabeti başladı.

Avrupa’da kent halkı ticaret yaparken ve yeni kentleri kurarken, en etkili kendini müdafaa yolunun birlikte hareket etmek olduğunu öğrenmişti. Böylece kent halkı kendi arasında sıkı bir birliğe gitti. Bunlar disiplinli ve büyük tüccarlar sayesinde ekonomik gücü yüksek komünlerdi. Burjuva ortaya çıkmış ve komünde örgütlenmişti.

Batı Avrupa İmparatorluğu bazı yörelerde gücünü iyice kaybetmişti. En bağımsız kentler buralardan çıktılar. Önce Kuzey İtalya, daha sonra da piskoposlarını kovmuş olan Alman kentleri oldu. Bunlar “ serbest kentler “ adını aldılar. Ayrıca imparatorluk arazisi içinde olup da adlarına “ imparator kentleri “ denen kentlerde bağımsızdılar.

Uzun zamandır Akdeniz’de yaşanmakta olan İtalyan tacirlerle Müslüman tacirler arasındaki rekabet Venedik ve Amalfi lehine gelişti. Ticarette meydana gelen değişikliği finansman imkânları iyi olmayan Doğu Roma İmparatorluğu değerlendiremedi. Doğu Roma tüccarları İtalya’ya gidemediler, bunun yerine İtalyanlar Constantinopolis’e geldiler. Eskiden ticaret ana ekseni Bağdat Constantinopolis ana ekseniydi. Şimdi ise bu eksene rakip İtalya İskenderiye ekseni ortaya çıkmıştı.

XI. yüzyılın sonuna doğru Venedik ve Cenova gibi İtalyan kentleri ticari başarıları ile iyice güçlenmeye başlamışlardı. Avrupa’da hem nüfus ve hem de tarım üretimi artıyordu. İtalyan tüccar kentleri, zenginleşmeye başlayan Avrupa’nın artan ticaretine aracılık ediyorlardı. Cenova ve Piza burjuvaları bir adım attılar. Güçlerini birleştirerek, feodal egemenliği kırdılar ve iyice özerkleştiler. Yapılan her şey Doğu – Batı ticaretinden sağlanan paranın gücü ile yapılabilinmişti.

İspanya’da ise Müslümanlara karşı bir Hıristiyan cephesi kurulmuştu. İspanya’nın kuzeyindeki Katalonya, Aragon ve Kastilya gibi ufak Hıristiyan devletleri Fransız şövalyelerinden ve Normanlardan yardım alarak, Müslüman kentleri ya yağmalıyor veya ele geçiriyorlardı. İspanya Müslümanları sıkışmış ve çaresiz kalmışlardı. Çareyi yardımlarına Murabitler devletini çağırmakta buldular. Berberi kökenli Murabitler biraz yumuşayınca, Hıristiyanların Endülüs üzerine yaptıkları Haçlı seferleri devam etti gitti.

Fransa’da krallık, İle-de-France etrafında Carpetler tarafından şekillendirilmeye başlanmıştı. İngiltere ve İskoçya ise birbiri üzerinde taht iddiasında bulunuyorlardı.

Ruslar ve özellikle Kiev prensliği de palazlanıyordu. Ruslar şimdi Constantinopolis’e gelmiş ticaret yapıyor bazen de Roma ile çatışıyorlardı. XI. asrın sonuna doğru, Karadeniz’in kuzeyine Kumanlar (Kıpçaklar) yayıldılar. Artık buraya uzun zaman “ Deşt-i Kıpçak “ denecekti.

Çin önce parçalanmış, sonra Songlar tarafından tekrar İmparatorluk kurulmuştu. Ama Çin’in tepesinde Kitanlar vardı ve Songlar onlara vergi ödemek zorunda kalıyorlardı. Bu bile Kitanların yağma akınlarını durdurmuyordu. Kağıt para piyasada epeydir tedavüldeydi. Devlet için yeni bir gelir kapısı olmuştu. Seçkin aileler ise biriken sermayelerini hala toprağa dönüştürüyorlardı.

Derken Çin’de enflasyon azdı. Büyük toprak sahipleri vergi kaçırmanın yolunu buluyor ve bütün yük küçük toprak sahibi köylünün üzerine biniyordu. Songlar döneminde Çin ekonomik olarak çökerken kültürel olarak da en parlak devirlerinden birini yaşıyordu. Çin’de Konfüçyanizm ve Budizm birleşiyordu. Bu sıra da Avrupa’da da filozofi başlıyordu. Müslüman dünyada ise Gazali huzuru Sufizm’de bulmuştu. Olayın püf noktası Allah’ın, duyu ve mantıkla algılanan dünyanın ötesinde olmasındaydı. Dolayısı ile bilim ve mantık Allah’ın varlığını ne kanıtlayabilir ve ne de ret edebilirdi. Gazali ile birlikte, Tanrı’nın her hangi bir varlık gibi bir varlık olabileceği ve dolayısı ile varlığının akıl veya mantıkla kanıtlanabileceği fikri, İslam dünyasından çıktı, gitti. Gazali bir dönüm noktası olmuştu. Bu Müslüman dünyasının durağanlığa giden yolunun başlangıcıydı.

Avrupa’da Kudüs’e giden hacı sayısı artmıştı. Bunlar yollarda soyuluyorlardı. Hacıların rahat hac yapabilmesi için Kudüs alınmalıydı. Selçuklular Kudüs’ü almışlar, Türkler Anadolu’da ilerleyip, Doğu Roma İmparatorluğunu sıkıştırıyorlardı. Roma Batıdan yardım istedi, bu da Orta Doğuya yapılacak Haçlı Seferleri için başlangıç oldu. Avrupa zaten İspanya’da Haçlı seferlerini defalarca denemişti, şimdi sıra Kudüs’teydi.

Normanlar İtalya’nın güneyini ele geçirip orada bir krallık kurmuşlardı. Sicilya’nın Normanların eline geçmesi, ticari açıdan Avrupa’yı olumlu etkilemişti. Haçlı seferleri yapılırken, finansmanı tüccar İtalyan kentleri yaptı. Venedik ve Cenova altını ve gemileri olmasa ne Haçlı seferleri gerçekleşebilirdi ve ne de Haçlılar aldıkları limanlarda barınabilirlerdi.

Avrupa’da tüm Hıristiyanlar inanç ve ahlak konusunda rahiplerin otoritesine itaat etmek zorundaydılar. Neye inanılır, nasıl inanılır kararını Avrupa’da ruhban sınıfı veriyordu. Kiliseye aykırı hareketin cezası ölümdü. Papa Haçlı seferlerini başlattı.

Kuvvetli bir olasılık ile büyük Haçlı Ordusu Kudüs’e kolay varacağını düşünüyordu. Selçuklar kendileri ile uğraştıkları için Haçlılara karşı bir güç ortalıkta görülmüyordu. Unutulan, Anadolu’daki Türk varlığıydı. Türkler, Haçlılara dünyayı dar ettiler.

Bin bir güçlükle de olsa sonunda Anadolu’yu geçen Haçlılar önce Antakya’yı ele geçirdiler. Antakya’nın Haçlıların eline geçmesi, Çukurova Ermenilerini kuvvetlendirdi. Sonra 15 Temmuz 1099 yılında Kudüs Haçlıların eline geçti. Haçlılar şehrin Yahudi ve Müslüman ahalisine korkunç bir hırsla saldırdılar. İnanılmaz bir vahşetle yapmadıklarını bırakmadılar. Yaptıkları vahşet çağdaşlarını bile şok etti. Erkek, kadın, çocuk 40 bin Müslüman ve Yahudi kılıçtan geçirilmişti. Bu tarihin gördüğü en büyük ve en kanlı mezalimlerden biriydi.

Aaron Abazlar Abbasi abdest Abdullah bin Ali Abdullah bin Yasin Abdullah Elturgan Abıverd Acara Adhemar Adıyaman Adilcevaz Adriyatik Aforoz Afrika Afşin Ahlat Ahmet in Hızır Ahmetşah Ahmet-Şah Ahsa Karmatîleri Ahvaz Akbörü Akdeniz Akitanya Akka Aksungur Alâaddin Alamut Alamut İsmailileri Alan Alanlar Alaşan Alaud-devle Albarracin alcade Al-Davlat-al-Turkiya Aleatews âlem-i melekût âlem-i şehadet Alevi Alexios Alexios Komnenos Ali Suleyh Ali Tegin Aliattes Allah Almeria Almovarides Alp Arslan Alp Kara Alpilek Alpkuş Alpuenta Altuncan Hatun Altuntak Amalfi Amid Amiduddevle Amir-Rebia Amul Anadolu Anasıoğlu Anatolik Anazarba Andronikos Dukas Angil Anglosakson Ani Anna Antakya Anuş Tekin Anuştekin Apulia Aragon Aral Arap Arap Ezd Aras Arcos Ardanuç Ardzruni Aristo Ariuscu Armenyak Arnulf of Chocques Arslan Argun Arslan Besasiri Arslan Kara Han Arslantaş Artah Artuk Bey Aruantanos Ascalon asessen assasin Astronomi atabey Atak Atiyye Atom Atsız Bey avare Avrupalılar Ayaz Aynu Aytekin ayyarlar Azerbaycan Aziz Demetrius Aziz George Aziz Mercury Aziz Petrus
B
Baalbek Babül-ebvab Bad bin Dustek Badajos Badalyos Badgis Bagrat Bağdat Bahreyn Bahya İbn Pakuda Balasagun Balhan Baltık denizi Bars Kul Barsama Barseğ Basileios Basileus Basra Körfezi Batı Arabistan Batı Hsia Batıni Baudouin de Hainhault Bayburt Bedeviler Bedr ül Cemali Bedrülcemalî Behmet Behram şah Belediye Belgrad Belgrat Belücistan benefice Berberiler Bergri berid Berkyaruk Berzem Besasiri Beşbalık Beşşar Bey-Doğdu Bezeklik mağarası Birecik Bitlis Bogomil Bogusak Boğa Bohemond Bonyak Botan Botaniates Bozan Bönek Böri Börü Tekin Brachamios Brahmi Brandeburg Branibor Buda Budha Budist Buğra han Buhara Buhtan Buka Bukkellaryen Bulgarlar burjuvalar Butumites Buzurg Ummid Büveyhoğulları Büyük Sahra Büyük Zap Suyu
C
Câferoğulları Camaldoli Candar Cemalüddin İkbal Canterbury piskoposu Anselmus Carmona Carta Cebron Celali Cemalülmülk Cemiyet Cenahüddevle Hüseyin Cend Cenova Chanson de geste Chanson de Roland Chartreux Cibal Cistercien Cizre Clairvaux Cistercium clerc Clermont Cluny Coimbre Collegia Conrad Constantinopolis Cordoba Cuveyni Cuzuli Cüheyroğlu Fahruddevle Cüheyroğulları Cüveyni Cüzcan Çaka Bey Çankırı Çavlı Çavuldur Çerkez Çermik Çernigov Çığıl Çıldır Çin Çince Çoruh Çoruh Çökürmüş Çubuk Bey Çukurova
D
Dağın Yaşlısı dâi Daîler Daimberg Damavend Dana Danışmend Gazi Danışmendoğlu Gümüştekin Ahmet Gazi Danimarka Dânişmendoğulları Danzig dar-ül harp David Davut Kulan Arslan Delta Demleçoğlu Mehmet Demleçoğulları Denias Denizli deprem Derbend Derviş Deşt-i Kıpçak Devlet Deylem Deylemli Deylemliler Dımaşk Dicle dignité fief Dihistan Dihkan Dimlaçoğlu Mehmet Dinever Diriliş divan-ı lügat-ül Türk Divriği Diyarbakır Diyar-ı Bekir Diyar-ı Muzar Diyar-ı Rebia Dnyeper Doğu Roma Dolat Domnall Ban Don Don – Dnyester Donnchad Dorylaion Döğer Draç Dragon Dragos Duduoğlu Dukak Duklja Duneysir Dübeyl Dük Dürziler Dvin
E
Ebro Ebu Cafer Muhammed Celaleddin Ebu İshak Şirazi Ebu Kaliçar Ebu Sa’d Ebu Salim Ebû Sehl Ebu Tahir Ebu Tahir bin Aliyyek Ebu Tahir Enbari Ebu’l Ferec Ebubekir bin Ömer Ebul Kasım Dikhani Ebulesvâr Ebul-Esvar oğlu Menuçehr Ebul-Fazl Cafer Ebulfevaris Ebulkasım Cercerai EbuYakup Edebiyat Edirne Eflatun Eftal Ege Eirene Dukas Eksikoğlu Artık Eksükoğlu Artuk El Kadı Elbe El-Bruni Elbruz Elcezire el-Hakim Emevi Emir Dinar Emir Kepir emiru’l-ulema Emirül Haç Endülüs Enuşirvan Epir Erbasgan Erciş Erdebil Erecan
Ereğli Ergani Erigena Ermeni prensliği Ermeni Vaspurakan Ermeniler Ermenistan Erran Ertaş Yınal Erzen Erzincan Erzurum Esed-abad Eskişehir Eşari Eşraf Eudokia Makrembalitissa Eustace Eustathios Evrensellik
F
Fahruddevle Fahrüddenle ved-Din Fahrülmülk Fars Farsça Fas Fatımi Fatımiler Fazl Fazlaveyh Fedain Feke felsefe feodal Ferave Ferdinand Feriburz Fırat fief Filaretos Filibe Filistin Filozoflar Firdevsi fitne Flandr Flandre Foça Franklar Fransız şövalyeleri Fuar Fulcher of Chartres Fütuvet
G
GabrielGagauz Gagik Galya Gaston de Bearn Gautier Gaza Gazne Gazneli Mahmut Gazneli Sultan Mesut Gemlik Gence Genova Georgios Maniakes Georgios Monakhos Gerard de Roussiollon Gesta Roberti Gevherayin Gırnata Gıyaseddin Eb’ul Feth Ömer İbni İbrahim’el Hayyam Gız-oğlu Gilde Giorgi Godefroi de Bouillon Gotlar Göksun Göktaş Gölcük Granada Gregorius Griogor Bakuryan Guillaume Gülek Gümüştekin Gürcistan Gürcü Gürcüler
H
Hacı Başara hacip haç Haçlılar Hadım Hadimi Hadis Haface Hakım Hakkari Halbal Haleb Halife Halife Muktedi Hamedan Hami Hamza Hanoğlu Harun Hariciler Harizm Harizmşah Harold Godwinsson Harput Harran Harun Harunreşit Hasan Hasan bin Zeyd Hasan Sabah Hasan Yazuri Hasankeyf hassa haşhaş Haşhaşiler Haşişi Haşişiler Hatice Arslan Hatun haydut baronların Hazar Henri Henry Herat Heresie Hetumlular Hezebaniye Hıristiyan Hırvatlar Hısn-ı Mansûr Hısnı Zülkarneyn Hicaz hilat Hile Hille Hindistan Hindukuş Hint Hoça Horasan Horasan Sâlârı Hospitaliers Huelva Hugues Hulvan Hulvan Humartaş Humar-taş Humar-tekin Hurdik Huttal Huttalan Huzistan Huzistan
I
Isık Göl Iuvane İberler İberya İbn İbn Attaş İbn Hazm İbn Muhariş İbn Sina İbnülhallal İbrahim Yınal idi kut İhya ikta İldeniz İle-de-France İlgazi İliğ İlirya İlyas İmadettin Zengi İmadülmülk İmam Ali el-Rıza İmam el-Haremeyn İmam Muvaffak İnaloğulları İngiltere İoannes İtalos İoannes Ksiphilinos İoannes Orphanotrofos İoannes Tsimiskes İsa İsa Börü İsaakios Komnenos İsfahan İsficab İskandinav İskenderiye İskoç İskoçya İslam İsmaili İspanya işraf İtalya İvane İyi ve Kötü Prensin Masalı İzmit İznik İzzülmülk
Jozef Trakhaniotes
K
Kaaim Biemrillah Kabusnâme Kadı Sait kafir Kafkas dağları Kafkasya Kahire Kaim Kaket Gürcü Kalafatçı Mihail Kaliçar Kapar Karadeniz Karahan Karakalpakistan Karasaban Karatekin Kardinal Humbert Karmatiler Kars Kasımüddevle Kastilya Kaşgar Kaşkarlı Mahmut Katakalon Katalonya katia Katif Kavurd Kara Kavurt Kawasyana Kays Kayseri Kazvin kelam Kelam Kelkit Kent Barışını Kerrami Kerson Kerularios keşiş Khaçadur Khaldea Kharsian Kıbrıs Kılıç Arslan Kıpçak Kıpçaklar Kırım kıtlık Kıyame Kızıl Deniz Kızılarvat Kızılkum Kibotos Kibyrreoteen Kiçkine Kilapoğulları Kilikya Kilise Kios Kirman Selçukları Kitabu’l Ahkâm il Sultanî Kitan Koço Kolonea Komuk Komün Konstantinos Dukas Konstantinos Monomakhos kont köle Kölemen Krakovi Kuban Kubas Kuça Kudüs Kudüs krallığı Kufs kulaklıklı saban Kulan Arslan Kum Kuman Kuran Kureyş Kurlu et-Türki Kurtuba Kuşeyri Kutadgu Bilig Kutalmış oğlu Süleyman Kutalmışoğlu Mansur Kutalmışoğlu Nasırüddin Ebulfevaris Rüknüddin Gazi Süleymenşah Kutbeddin İsmail Kutluk Tekin Kutsal Savaş Kuveyt Küçük Sultanlıklar Küfe emiri küfür Kündürî Kür Kürt Kürt Kakuye Kürt Revvadi Kütayis Kwastuanift Kyzistra
L
Laşkari Bazar Latinler Leon Leon Tornikes Likandos Liparit Orbelian Logos Loire Lombard Lori Lulach Luristan Lüleburgaz
M
Macarlar Macbeth Maden Mael Coluim Mahmut Mahmut bin Sebüktekin Makedonya Malaga Malatya Malazgirt Malcolm malikâneler Maliki manastır Mancınık Mani Manizm Mansur Marco Polo Mardin Markizi Marmara Mateos Maveraünnehir Maverdi Mavrapus Medine Medrese Mehdia Mehmelek Hatun Mekke Mekran Melik Ayaz Melik-Şah Melikürrahim üsrev Firuz Melissenos Mengücek Bey Mengücük beyliğini Merakeş Merega Merend Meriç Mertola Merv Mervaniler Mervanoğlu Nasruddevle Ebu Nasr Mervanoğlu Süleyman Mesina
Messina Mesut Mesut Bilali Metropolit Meyzedoğlu Meyzedoğulları Mezopotamya Mısır Midilli Mihael Attaleiates Mihail Kerullarios Mihail Psellos Mihail Stratiatikos Mikhail Mirdasoğlu Mahmut Mirdasoğulları Mistik misyonerler Mişkatü’l-Envar Moğol Moğolistan Monomakhos Mormaer de Moray Moron Mozaraplara Muayyed Muhammed Muhammed bin Mansur Muhammed Tapar Muiz Muktedi Biemrillah Municipalite Murabitler Muradiye Murat Musa İnanç Yabgu Musa Yabgu Mustansır Musul Muvaffakeddin Abdüllatif ibn el Lübad Müeyyidülmülk münzevi Müsafiriler Müslim Müslüman
N
Nanşan Napoli Nasır-ı Hüsrev Nasır-ud-devle Nasr Nasruddevle Mansur Nasturi Navekiyye
Necd Necmüddin Reşit Nesa Niebla Nikeforos Bryennios Nikomedia Nikopheros Bryennios Niksar Ninawa Niş Nişapur Nizamüddin Nizamülmülk Nizar Nizari İsmailileri Nizip Norman
Normandiya Normanlar Novgorod Nur Nurların Kandili Nusaybin Nübyeliler
O
Oğuzlar Oğuzoğlu Mansur Oltu Oman Opsikyon Optimon Ortodoks Osman Oval Ömer Hayyam öşür
P
Paflagonya Pafos Palermo Papa Paskalis Pascal Paul Pelliot Pavlikyanlar Peçenek Peçenekler Petro Deljan Petrus Katedrali Peygamber Philaretos Philaretos Brachamios Photios Pierre Pierre l’Ermit Pierre l’Hermite Pisa Piza Platon Plotinos Polab Polonya Polotsk Porsuk Premontre Proklos Prusya Psellos Pskov
R
Rabbe Rafızi Rahbe rahib Raimond de Saint-Gilles Rakka Rambaud von Orange Raymond de Forez Remle Ren Resultekin Resul-Tekin Resurection Resültekin Reşideddin Retra Revvadi Rey Rıdvan Ribat Robert Robert Guiscard Roger Rollo Roma Romanos Argiros Romanos Diogenes Roussel Ruben Rubenliler ruhun selameti Rum ateşi Rus kilisesi Ruslar Rüknettin rüşvet
S
Saadya Sabık Sabuk Sabyu Saduddevle Gevherayin Safvetülmülk Saint Benoit Saint Bernard Sakız Sakson Sâlârı Salar-ı Horasan Salomon İbn Gabirol Saltuk Bey Saltuklular Samaniler Sami Samsat Samuel Sandak Sanduk Sans Avoir Santa Maria del Algabre Sardeis Sasani Sasun Sav Tigin Savtekin Savur Sayda Sebast Seferiye Hatun Seferiyye Seistan Sekel Selçuklu Selçuklular Selekya Sembat Semerkant Senegal Serahs Serakhs serbest kentler Serhenoğlu Sevilla Seyit Seyyide Hatun Sırp Sicilya Siirt Siistan Silistre Silvan Sincar sipahiler Siracusa Siraf Sirakuza Sistan Sivas Siverek Siyasetname Skandinavlar Sklarina Slavlar Sofya Soğd Song Sökmen Stephanos Studios manastırı Su değirmenleri Sudanlılar Sudür Sufi Sufilik sugur Sultan Sultan Mesut Sunduk Sur Suri Suriye Suruç Sus Süleyman Sünniler Süryaniler Şaddadi Şafi Şafii Şah Melih Şam Şaman Şamanizm Şarkhöyük Şavşat Şebankâre Şebin Karahisar Şebinkarahisar Şeddadoğulları Şeh-Name Şehzade Berkyaruk Şemsülmülk Şemsülmülük Nasr Şerefüddevle Şerefüddin Gürdbazu Şeyh-ül Cebel Şıhne Şii Şiiler şiir Şikâyet Şiraz Şirvan Şirvanşah Şirvanşahlar Şöklü Bey şövalye
T
Taberiyye Tabgaç Tacülmülk Tacülmülük Ebu Kalicar Hezaresb Tahran Tamgaç Han Tancred Tancred d’Hauteville Tangut Tangutlar Tanrı Tanrı Barışı Taoculuk Tapınak şövalyeleri Tarankoğlu Taraz Tarhan Tarikat Tarsus Tasavvuf Taş-ı Ferraş Tatikios Tavaif-i Mülük Tavtanos Tavtavoğlu Tekin Tema Temimoğulları Templiers Terken Hatun Teselya Teslis Teutonique Theodora Thornig Thorning Tımiz tıp Tibet Tibetçe Tiflis To-ba Togurtag Tohoristan Toledo Toranto Toros Toroslar Tortosa Tövbe duası Trablusşam Trabzon Trakezyen Trubadur Tugor Tuğrul Tuğtekin Tuğ-Tekin Tulhum Tuna Turan Turanşah Turfan Tûs Tûsi Tutak Tutuk Bey Tutuş Türkçe Türkiye Türkleşme Türkmen Türkmenistan Türkmenler Türşek Tyre
U
Ukayloğlu Ukayloğulları Ukayoğlu Karvaş Ulah Ulema Umman Umurbey Unvan Verme Kavgaları Urban Urfa Urfalı Mateos Urla Urmiye Ursel Uvakoğlu Atsız Uvakoğlu Çavlı Uygur Uz Uzlar Üsküdar vahiy Vahram Valencia Vanand Vardar Varegler Varşova Vasıt Vaspuragan Veba salgını Vehsudan Venedik vergi Vermandois Vessab Via Egnatia Vistul Vladimir Voislav Volga Walter Wessex William
Xiphilin
Y
YabguluYağan Tekin Yağısıyan Yağma Yağmur Yahudilik Yahya bin Abbas Yahya bin Ömer yakılarak öldürülme Yakuti Yaratıcı Yaşam Çeşmesi Yayılma Yedi İmam Şiileri Yemen Yeni-Platonculuk Yeşilırmak Yezit Yınaloğulları Yıva Yusuf Has Hacib Yusuf Yınal Yüan Yüz Yıl
Z
Zahir Zahiriyye Zahirüddin Ebu Mansur Tuğtekin Zaragoza Zeliha Hatun Zellaka Zengibar Zengiler Zerdüşt Zeta Zındık Ziri Zoe Zonaras Zübeyde Hatun

9. Kitabın içindeki konulardan bazıları şunlardır:

Çin’de durum
Çin’de ekonomi
Ticaret yolu Mısır’a kayıyor
Batı Avrupa Ruhban sınıfında değişim
Hsi Hsia
Horasan’da Selçuklu Hakimiyeti
Gazneli Selçuklu Hesaplaşması
Dendanekan savaşı
Batı Avrupa’da İktisadi Gelişme
Anadolu’ya Akın
İmparatoriçe Zoe
Konstantinos Monomakhos
Tuğrul Bey ve Abbasi Halifesi
Türklere çare Anadolu’ya salmak
Peçenekler
Hanefi hamiliği
Batı Avrupa’da Burjuvazi
Ticaret Ekseninde Değişme
Roma kiliselerinin ayrışması
Murabitler
Tuğrul Bey Bağdat’da
İbrahim Yınal
Hatun Sultan
Çağrı Bey’in ölümü
Kutsal Savaş
Halifenin damadı
Tuğrul Beyin ölümü ve Alp Arslan
Doğu Roma tahtı Romanos Diogenes’in
Türk akınlarına çare yok
Malazgirt Savaşı
Sultanla İmparator
Alp Arslan’ın Ölümü
Melik-Şah
Suriye ve Filistin Oğuzların
Süleyman-Şah
İznik Rum Selçuklu Başkenti
Atsız Bey ve Artuk Bey
Doğu Roma’ya İmparator Olmak
Sicilya Normanların
Suriye ve Güneydoğu Anadolu
Doğu Roma’nın Başı her yönden dertte
Halife ile akrabalık
Güney Doğu Anadolu’nun Türkler tarafından Fethi
Süleyman-Şah’ın Antakya Seferi
Venedik
Diyarbekır, Silvan Türklerin
Süleyman-Şah’ın Ölümü
Terken Hatun
Batınilik Suçu
Türkleri Türklere kırdırmak
Haşişiler
Nizamülmülk Ailesi
Nizamülmülk ve Melik-Şah’ın Ölümleri
Nizamülmülk’ün Selçuklu Devletini Yönetişi
İkta ve Feodalite
Büyük Selçuklu Taht Kavgaları
Tutuş Selçuklu taht kavgasına karışıyor
İsa ve Kefaret
Gazali
Ömer Hayyam
Kılıç Arslan
Şövalye Bolluğu
1.Haçlı Seferi
İznik Doğu Roma’nın
Antakya Haçlıların
Kudüs Haçlıların
İtalyan ticaret kentlerine gün doğuyor

Künye Bilgileri

Bizimkiler 9. Kitap: Selçuklular (Anadolu Merkezli Dünya Tarihi MS 1030 – MS 1100)
Evin Esmen Kısakürek, Arda Kısakürek
Anadolu Merkezli Dünya Tarihi
Türü: Tarih, Dünya Tarihi, Türk Tarihi, Genel Kültür, E-kitap Oku, E-kitap indir

 

E-kitap okumak için tıklayın