Bizimkiler: Haçlılar

E-kitap okumak için tıklayın

Para ekonomisi ortaya çıktığından beri Kilise para babaları ile yakın ilişki kurmuş, kendi de giderek para babası olmuştu. Artık menfaatleri açısından Kilise ile para babalarının menfaati aynıydı. Buna tepki olarak da ilk Hıristiyanların yoksul ülküsünü yeniden yerleştirme çabaları başlamıştı. Bu çabalar yoksul halk kesimi üzerinde etkili oldu. İnsanlara acıyan Tanrı’yla dolambaçsız duygu ve düşünce birliği kurmaya yöneldiler. Bu mistik bir eğilimdi ve herhalde Doğunun etkisi vardı. Bu eğilimin artması yerleşik Kilisenin rolünü azaltıyordu. Dinsel tavır ve uygulama da derin bir değişiklik getiriyordu.

Dünya nimetleri içine gömülmüş bir din adamından tiksiniliyordu. Kilisenin zenginlik ve vurdumduymazlığına karşı çıkılıyordu. Toplum kendi dinsel yapısında köklü değişiklikler istiyordu. Bu eğilim küçük bir gurubun doğmasına neden oldu. Bu küçük topluluk dini dünya işlerinden soyutlamak istiyordu. Yoksul ve lekesizdi. Tanrı’yı halk kitlesine şatafatsız, yalın törenlerle götürmeye çalışıyordu. Halka İncil’i kendi dilinde okutarak, onun içeriğini anlayıp, hazmetmesine çalışıyordu. Hareket çok iyi niyetli ve saftı. Ama içinde sapkınlıkları da taşıyordu. Zaten eğilimler sapkınlıkları ile beraber var olurlardı. Bu durum Kilise için en ciddi tehlikeydi. Ama sonuçta Hıristiyan maneviyatını zenginleştirip, gençleştirecekti.

10. Kitap Hakkında

Anadolu’da Türkler vardı ve Haçlılar Anadolu’dan geçemiyorlardı. Türklerin Haçlı ordularına saldırma nedeni içinde, topraklarını koruma isteği ve dini nedenler az yer tutuyordu. Esas neden yağma yapmaktı. Türkler için geçimlerini sağlamanın yolu ganimetlerdi ve şimdi ganimet kendi ayağı ile geliyordu. Sonunda Haçlılar Anadolu üzerinden Filistin’e gitmekten vazgeçip, deniz yolunu tercih etmek zorunda kaldılar. Haçlı seferlerinin güzergahı deniz yoluna dönüşünce de bundan en karlı çıkan Venedik, Genova gibi İtalyan ticaret kentleri oldu.

Büyük Selçuklu İmparatorluğu kendi iç derdine düşmüştü, Akdeniz kıyısında Filistin denen küçük toprak parçası ile uğraşmıyordu. Haçlıları var saymıyordu bile. Biliyordu ki veya zannediyordu ki canı isteyip bir üflese, iskambil kağıtları gibi yıkılacaklardı. Halep, Şam gibi kent devletleri de birbirleri ile uğraşmayı Haçlılarla uğraşmaya tercih ediyorlardı. Onlar için de Haçlı kent devletleri ufak emirlikler gibi bir şeydi. Fatımiler ise menfaatlerini Haçlılarla birleştirmeye başlamışlardı.

Bu arada Haçlıların kendi durumlarının pek farkında olduklarından da bahsedilemezdi. Onlar aslında okyanusta küçük bir mercan kayalığı gibiydiler ve bunu algılayamıyorlardı. Müslümanları hayvanlardan farksız görüyorlardı. Koyun boğazlar gibi Müslüman boğazlamak, ırzlara geçmek, insanları pişirip yemek, Haçlılar için, günlük hayatın rutini içindeydi.

Bu sırada, Tapınak Şövalyeleri, Hospitaliers gibi, dini şövalye örgütleri kuruluyordu. Bu örgütler geleceğin şekillenmesinde çok önemli roller üsleneceklerdi.

Müslüman tarafta ise, Musul hakimi Zengiler güçleniyorlardı. Zengioğlu Nureddin Şam’ı ele geçirdi. Selahattin Eyyubi, Nureddin’in hizmetindeydi. Mısır Fatımilerden alındı ve Şii Halifeliği de sona erdi. İsmaillik, Haşhaşiler devam ediyordu. Haşhaşiler, tüm Müslüman dünyasının korkulu gücüydü.

Büyük Selçuklu İmparatorluğunda çeşitli saltanat çekişmeleri, atabeylerin fiili hakimiyeti derken, İmparatorluk gücü parçalanmış, dağılmıştı. Abbasi halifeliği bundan faydalanarak tekrar devlet başkanı olmaya soyundu.

Büyük Selçuklu devleti, tahta Sencer çıktıktan sonra, Sultan Sencer’in kişiliğinde, tekrar İmparatorluk havasına bürünmüştü. Ancak bu uzun süremedi. Devleti kuran Oğuzlar, onu yıkanlar oldu. Son iki asır içinde akraba ailelerden kurulu, eşitlikçi kabile yapısı tüm göçebelerde değişmişti. Kabileler içinde hem servet farklılaşması artmış ve hem de artık yerleşiklerle iç içe olan yaşam sonucu, sınıfsal yapı göçebelere de sızmıştı. Zengin veya zenginleşme potansiyeline sahip ailelerin çevresinde yağmacı yeni kabile benzeri oluşumlar yapılanıyordu. Selçukluları yıkan Oğuzlar böyle yeni oluşumun boylarıydılar.

Büyük Selçuklulara bağlı olan Harizm, önce Selçuklularla mücadele etmeye başladı. Sultan Sencer’den sonra da hızla genişleyip, büyük bir imparatorluk oldu.

Gaznelilerin sonunu Gurlar getirmişti. Gurlar şimdi, Hindistan’da Gaznelilerin peşine takılmış, ilerliyor, hem Gaznelileri yeryüzünden siliyor ve hem de gittikleri yerleri ellerine geçiriyorlardı.

Anadolu, ana hatlarıyla, bölge bölge, Doğu Roma İmparatorluğu, Rum (Anadolu) Selçuklu devleti, Danışmendoğulları, Kilikya Ermeni Prensliği arasında parçalanmıştı. Bunların içinde Rum Selçuklu devleti yere daha sağlam basıyordu. Danışmendoğulları ise zaman zaman Anadolu Türk hakimiyetinin başını çekiyordu. Anadolu Selçukluları Doğu Roma İmparatorluğu ile hem iç içeydiler ve hem de genelde ona bağlıydılar. Roma da onları bir anlamda kendine yakın hissediyordu. Bu nedenle herkes Anadolu Selçuklu devletini bir Roma uzantısı saymayı benimsedi.

Karadeniz’in kuzeyinde Bulgar Türkleri, Hazar Devleti kalıntıları, Oğuzlar (Uzlar) derken, Geniş düzlüklerde, uzun zamandan beri Türkler ve Slavlar beraber yaşıyorlardı. Buraya Kıpçak (Kuman) Türkleri göç ettiler. Bundan sonra, uzun zaman bu bölgeye Desti Kıpçak denecekti.

Doğu Roma İmparatorluğu, Haçlılardan, Rum Selçuklu Devletinden, her imkandan faydalanarak menfaatlerini korumaya çalışıyordu. Ama başları sadece Doğuda belada değildi, Balkanlarda Normanlar, Kıpçaklar, Sırplar, diğer göçebeler durmadan Doğu Roma imparatorluğunu sıkıştırıyorlardı. Sırplar ve Macaristan devlet olarak organize olmuş, Doğu Roma’yı tehdit etmeye başlamışlardı.

Her ne kadar Doğu Roma, Rum Selçuklularını kendi vassallı sayıyor idiyse de, konjektürlere bağlı olarak, durum sık sık değişiyordu. Zaman zaman İç ve Batı Anadolu’nun hakimiyeti için yapılan savaşlar da vardı. Bu savaşların en mühimi Myriokephalon savaşıdır ki, Selçukluların kazandığı bu savaş, Anadolu hakimiyeti için bundan sonra Doğu Roma’nın önünü kapatmıştır. Bu savaş bir anlamda Anadolu’nun Türklere tesliminin tescilidir.

Kitanlar Çin’den kovulmuşlardı. Göçebeliğe döndüler. Batıya gelenleri ise orada yerleşik bir İmparatorluk olan Karahitayları kurdular. Karahitaylar bir Çin devleti niteliğindeydi.

Batı Avrupa’da Burjuvalar gittikçe güçleniyorlardı. Burjuva birlikleri olan komünler ile senyörler arasında yazılı mühürlü anlaşmalar imzalanmaya başlandı. Bunlar özgürlük anlaşmalarıydı. Bu gelişme mal ve paranın serbest dolaşımına yol açıp, ticareti güvence altına aldı. Kent kırsal kesime örnek oldu. Kırsal kesimden şehirlere doğru hafiften bir akış başladı. Okullar kırsal kesimlerdeki manastırlardan kentlere doğru yer değiştirdiler. Okullarda dersler belli bir disipline bağlı olmaksızın veriliyordu. Haçlı seferleri, ona katılan pek çok Hıristiyan’ın dini duygu ve düşüncesini değiştirmişti. Ufuklar genişlemiş, zevkler rafineleşmişti. Laikliğin temelleri atılmaya başlandı.

Kentleşme ve ticaret, toplumlara, eski feodal adetlerin üstesinden gelemeyeceği sorunlar yaşatmaya başlamıştı. Bologna’da Roma hukuku tekrar ele alınıp, incelenmeye başlandı. Bu incelemeler beraberinde İmparatorluk düşünü de getiriyordu.

Avrupa’da tarım alanları artmıyor ama nüfus artıyordu. Bunun çeşitli ülkelerde çözümü çeşitli oldu. Fransa ve Almanya’da irsi toprak kiracılığı yaygınlaştı. Kira Feodal beye karşı yüklenilen angaryanın yerini aldı. Bu gelişme enflasyonla birleşince köylüde sermaye birikimi başladı. İngiltere de ise köylü Feodalin defterine kayıtlı olduğundan kiralama yerine arazi sahibi olmak ağır bastı. Doğu Avrupa’da ise büyük topraklar ve az nüfus sonucunda angarya arttı ve köylülük gittikçe daha aşağı bir konuma düşmeye başladı.

Batı Avrupa’da ticaretten zenginleşme artarken bir yandan da sermaye kentlerde ve çevresinde mülklere yatırılarak stabilite kazanıyordu. Mülkün verdiği kararlılık, burjuvaların dışında, Fransa’da en fazla Carpet Kraliyet hanedanına yaradı. İle-de-France çevresindeki mülkleri onların merkezi bir yönetim kurmalarına yardım etti.

İngiltere’de ise Anglo-Norman Plantagenet’ler Saxsonlardan kalan bazı temel kurum ve gelenekleri işleyip, adapte ederek krallık kurumlarını oluşturdular. Ancak kağıt üstünde İngiltere kralı Fransa kralına metbu idi ama pratikte Fransa topraklarının büyük bir kısmına hükmediyordu.

Akitanyalı Alienor önce Fransa Kralı VII. Louis ile sonra İngiltere kralı II. Henry ile evlenerek iki ülke arasındaki güç dengesini alt üst etmişti.

Batı Avrupa’da kiliseler, katedraller ve manastırlar durmadan inşa edilmeye başlanmıştı. Bunların süslemelerinde geometrik ve bitkisel tema kullanılıyordu ama bu süsleme tarzı gittikçe yardımcı unsur haline dönüşüyordu. Artık süslemede insan öne çıkmaya başlamıştı. Bu da Hıristiyanlık öncesi sanatın tekrar ortaya çıkışı demekti, ama kutsal mevzuların ele alınması, bu gerçeği örtüyordu.

Avrupa’da düzenlenmekte olan kibar âlemleri XII. Asırda bütün Avrupa’ya yayıldı. Ayrıca artık bu toplantılarda kadınlar da vardı. Kadının toplantılara katılıp, erkeğin yanında yer alması, ortaya gözde bir kadın rolü çıkardı. Kadınla birlikte gelişen yeni görgü kuralları, aşklar, Hıristiyan kadın erkek ilişkilerine hiç uymuyordu.

Trubadurlar zaten bu dünyadan ayrılmanın hüznünü işliyorlardı. Şimdi dünya zevkleri de ortaya çıkınca, ölüm korkusu kalplere indi. Hıristiyanların dediği gibi ölüm yolculuğun sonu, sakin ve güzel bir hayatın başlangıcı olarak görülmemeye başlandı. Ölüm, insanı kökünden söküp çıkartıyordu.

Yahudiler Avrupa’da bir yandan eziliyor ve bir yandan da, kentlerde burjuvalaşmanın sonucunda, ticaretten daha da zenginleşiyorlardı. Bu çelişik ortam İbni Sina, Gazali gibi Müslüman düşünürlerin etkisi ile birleşince, Yahudi düşünürlerin Tanrı’yı tanımlama girişimleri arttı. Josef İbn Saddık ve Halevi yaratanı yorumlamaya giriştiler. Yahudiler mistizme mi kayıyorlardı?

Hıristiyanlarda da maddi kaygı ve dünyevi tutkulardan kurtulan ruhban sınıfı entelektüel yaşama daha fazla zaman ayırıyordu. Çeviriler yapılmaya, el yazmaları tercüme edilmeye başlandı. Ruhban sınıfının zenginleşmesi bir yandan entelektüel faaliyetleri arttırırken bir yandan da Hıristiyanlık ile bağdaşmayan bir yaşam standardını beraberinde getiriyordu. Burjuvalar ve Ruhban hızla zenginleşirken, halkın büyük çoğunluğu yoksulluk ve zavallılık içinde yaşıyordu. Bu gelişmeler, Batı Avrupa’da “ Valdizm “ gibi Katolikliğe alternatif tarikatların doğmasına yol açtı. Kilisenin bu gelişmelere tepkisi çok sert oldu. Kana kan, dişe diş bir mücadele başladı. Kilise hem alternatiflerini yok etmeye çalışıyor ve hem de önlemler alıyordu. Bu meyanda Faizle borç verme ve Aristo’nun kitapları tamamen yasaklandı.

Endülüs, Hıristiyan devletlerin baskısı altında, durmadan taciz ediliyordu. Endülüs de rahat ve huzur kalmamıştı. Bu sırada Fas’ta gelişen Muvahhitlerden yardım istendi. Onlar da gelip, Endülüs’ü hakimiyetleri altına aldılar.

Çin de ise Songların yönetiminde güzel sanatlar büyük atılımlar yapıyordu. Resim öne çıkıp, iç dünyaları da yansıtır hale geldi. Konfüçyüs düşüncesini ise Çu Hi yeniden yorumladı. Ying ve Yang’ın ortaya çıkışı, Çin’de çok tutuldu. Ancak bu yorum Çin’de felsefenin gelişimi için bütün yolları tıkamıştı.

Kazakistan’da Ahmet Yesevi Türk dünyasının manevi gücünü eline almıştı. Türkler Yesevi’den o kadar etkilendiler ki Alevisinden, Sünnisine kadar pek çok tarikat kendini Ahmet Yesevi’ye bağlanmış kabul etti. Herkes kendini Yesevi’nin devamı sayıyordu.

Orta Asya’da, yakında dünyayı yerinden oynatacak bir güç filizlenmeye başlamıştı. Bunlar Moğollardı. Ama bu sıralarda geleceğin Dünya Fatihi Cengiz Han, namı diğer Timuçin ve ailesi, Moğolistan bozkırında, zor günler geçiriyorlardı.

Abak Abakoğlu Yusuf Abbadi Abdal Abdurrahman Abdülmelik Ata Abdülmümin Abelard Abraham ibn Ezra Adana Adil Adilcevaz Adriyatik Aforoz Agnes Ahi Evran Ahlatşahlar Ahmedil Ahmet Yesevi Ahur İnanç Yabgu Aiyy Akitanya Akka Aksungur Ahmedili Aksungur el-Porsuki Aksungur oğlu Arslan Aba Aksungur Porsuki Akşehir Akya Alaeddin Hüseyin Alamut Alan-hoa Alaşehir Alexander Alexios Alexios Komnenos Alfonso Henrique Ali bin Vefa Ali Göksagun Alice Alienor Alman Almanlar Almeria Almoravideler Almos Alp Arslan Muhammed Alperen Alptekin Altın soy Altuntaş Amasya Amaury Anadolu Anadolu Selçukluları Anazarba anda Andronikos Angarya Angers Angevinler Angkor Anglo-Norman Anglo-Saxon Ani Anjevin Anjou Ankara Ankona Anna Anselm de Buis Anselmus Antakya Antalya Anuş Tekin Şirgir Anuştekin Aquitania Aral Aristo Aristoteles Arnauld Arslan Baba Arslan Yabgu Arslan Yürekli Richard Arslanşah Arsuk Artuklu Artukoğlu İlgazi Artukoğlu Sökmen asa Asi Aslan Henrinch Aşk atabek Atsız Augustinus Avempace Averros Avlonya Ayaş Ayaz Ayntab Ayşe Hatun Aytak Aytekin Azerbaycan
B
Baalbek Bacıyan Bağdat Bahai Bahaüddin Sam Balasagun Baldwin Balear Balhae Balıkesir Balkanlar Banu Ganiya Banyas Barankuş Barankuş Bazdar Barankuş Zekevi Bargiri Baskil Basra Başrahib Bathys Batınilik Battal Gazi Baudouin Baudouin de Burg Bavyera Bazdar Beatrice Beaugency Begter Behisni Behramşah Bekter Bela Belek Gazi Belengeri Belgetay Belgütey Benedikten Berberiler Bergama Berkyaruk Bernard de Clairvaux Berthavon Sulzbach Bertram Besmel Bey-aba Beyrut Bihruz Bilbais Bingöl Bizans oyunları Blois Bodonçar Bohemond Bohemund Bologna Borcigin Bordeaux Bourges Boz-aba Bozan Bozkırın Bozmış Bozoklar Böri Börte Brakena Branişevo Brescia Brindisi Britanya Budist Burhan Haldun Burjuva Burjuvalar Büler Bülimer Bürde Büveyhoğlu Büyük Toprak Lordu Bürokratlar Büyük Üstat
C-Ç
Canon Capet Casalia Cebel celal Cenahüddevle Hüseyin Cend Ceneviz Cengiz Han Cenova Ceyhun Cezaretü İbn Ömer Ch’in K’ui Champagne Chaplaini Chartres Katedrali Chatres Chiaravalle Chu-Hsi Cıhanbeyli Cibal Cilve Clairvaux Cistercium Clairvaux Manastırı Cluny tarikatı Constance Constantinopolis Cordoba Cuzco Cücenler Cüke-tav Cürcen Çağrı Çanakkale Çankırı Çavlı Candar Çavlı Sakave Çermük çetr Çiledü Çin entrikaları Çinliler Çoruh Çökürmüş Çu Hi Çubukoğlu Muhammed Çukurova
D
Daimberg Dalmaçya Damgan Danışmend Gazi Danışmendoğlu Danışmendoğlu Melik Gazi Danışmendoğulları Danimarka Dasirüddin Tahir David Davut Decretum Degüzini Dei Seçen Delük Demleçoğlu Togan Arslan Denizli Deştikıpçak Deylem Dımaşk Dienstmänner Dihistan Dimyat dinsel Divan üz-zimam ve’l-istifa Divan-ı Ala Divan-ı Berid Divan-ı işraf-ı memalik Divan-ı Mezalim Divan-ı vezaret Divan-ül arz Divanül-inşa vet-tuğra Diyalektik Diyarbakır Doğu Roma Dominiken don Dorylaion Dovin Dört Kapı Dukak Dübeys Dülük Dünür Dürziler Düzcin
E
Ebu Cafer Mansur Ebu Feth İl Arslan Ebu Hamid el-Gazali Ebu Müslim Ebu Nasr Ahmet Ebu Sait Altınapa Ebu Tahir Ebul Fazl Ebul-Esvar Ebulfrazl Ebulheyca Ebulkasım Dergüzini Ebul-Mehasin Edib Sabir Edirne Edremit Efamiye Efes Efesos Efkaf Divanı Efsane Eirene ekümenik Elbe Elbistan Elcezire Eleonore Eleşkirt el-Merrile Emevi Emeviler Emir Çavlı Emir Sitti Hatun Endülüs Endülüs Emevi Enflasyon Enuşirvan Enuşirvan bin Halit Erdebil Ergenekon efsanesi Erivan Ermenek Ermeniler Ermenşahlar er-Raşit Billâh Erzen
Erzincan Eskişehir eş-şemse Etienne Eugenius Eustratios Eyyub Eyyub bin Şadi Eyyubiler
F
Fadlun Fahreddin Devlet-Şah Fahreddin Şeddad Fars Fas Fatımi Fatih Guillaumme Fellah feodal Feridun fidye Fief Filistin Flandr Flandre Fonte Arcada Foulque d’Anjou Fransız Fransisken Freidrich Barbarossa Fukara Fulk Fulk V of Anjou fütuvvet
G
Gabriel Gagik Galeran de Puiset Galile Gambiya Gana Gaskonya Gavras Gazali Gaziantep Gazne Gence Geoffrey of Anjou Gerger Ermenileri gerilla savaşı Germanikopolis Gevher Hatun Gevher Neseb Gevherayin Geyza Geza Gilbert de la Porée Giorgi Gird-Kuh Giyyom Godefroi de Bouillon Gotik Goyim Göçebe Göksun Göktürkler Gölpazarı Göynük Granada Gratianus Gregorius Gregorius reformları Guglielmo Guillaume gulam Gur Guriler Gurlar Gümüştekin Gündoğdu Güney Amerika Güney Song Gürboğa Gürcü Gürgan Gürgane Gürhan
H
Habeşi Habur Hacı Bektaş Hacı Bektaş-ı Veli Hacılaryolu Hacib Hacip Ali Haçiun Haçlı Haham Hakikat. Halar Halep Halevi Halife Halife Gazi Hang-chou Hani Han-ü-lencan Haran Hariciler Harizm Harput Harran Harun bin el-Muktefi Harzemşah Atsız Harzemşahlı Celaleddin Hasan Hasan Sabah Hasankeyf Hasbey Hasdia ibn Şarput Haşhaşiler Hatibi Haydari Hayy İbn Yakazan Hazar Denizi Hazar Yahudi Türk Hazarasp Hazin Hebron Heiji Heinrich Heinrich der Stolze Helmand Henri Henri Henri d’Anjou Henry Herat Hezaresb Hezaristan Hırvatistan Hısnı Keyfa Hikmet Hille Hindistan Hindu Hişam Hizmet kardeşleri Ho’elun Ho’elun-eke Hohenstaufen Horasan Horatius Hospitalier Hoten Hsia Hsialar Huei-song Huge Hugs De Payens Hun Huzistan Huzong hümanist
I
II. Muhammed Arslan Han Irak IV. Hadrianus ibadet İbn Attaş İbn Mulcem İbn Sadaka İbn Sina İbn Tufeyil İbn Tuman İbn Tumar İbni Tufeyl İbnül-Kalanisi İbrahim İkbal İkta İl Deniz
İlbeyi İle-de-France İlgazi İl-Kavşut İmadettin Zengi İnanç Hatun İngiliz İnka İoannes Komnenos İranşah İsa İsa’nın Fakir Askerleri İsfahan İshak İskandinavya İskenderiye İskoç İslam İsmail bin Arslancık İsmaili İsmaililer İspanya İspanya İsrael İşbiliye İtalos İtalya İzmir İzmit İznik İzzeddin Hüseyin İzzeddin Saltuk İzzettin Mesut İzzüddevle bin Sadaka İzzüddin Hüseyin
J
Jean Jentri Jin Hanedanı Joscelin Josef İbn Saddık Juan-Juanlar Jurcenler
K
Kabbalacı Kabul Han Kafkasya Kahire Kalac Kamac Kamil İnsan kan kardeşliği Kanglılar Kansu Kara Arslan Kara Tatarlar Karaca Karadeniz Karahanlı Karahitaylar Karakoyunlular Karasungur Karay Karluk Karluklar Kasar Kastilya Kaşani Kaşgar Katarizm Katharizm Katip Katolik Katwan Kavval Kayseriye Kazakistan kazib Kefaret Kemah Kemaleddin Kereyitler Kerkyra Kerülen Khmer Kıbrıs Kılıç Arslan Kılıç Tamgaç Kıpçak Kırk Makam Kırkgöz Kıyat Kızıl Kızıl Arslan Kızılarvat Kibotos Kilikya Kinler Kirman Selçuklu Kirmanşah Kitanlar Kitap-uş şifa Kitaylar kolej Komünle Konfüçyüs Kongirat Konrad Konstantin Konya Korfu Korinthos Korkut Bey köçek köle Kristofer Kubbetüssultan türbesi Kuça Kuda Kudüs Latin Kralı Kuhistan Kulu Kumaç Kumanlar Kuran kurt kurtuluş akçesi Kutbeddin İsmail İl Arslan Kutbettin Muhammed Kutbüddin Muhammed Kutsal Roma Germen İmparatorluğu Kutula Kağan Kuzari Kuzey Afrika Kürt
L
Laçin Ladislaus Lahor Laik Laodikeia Latin Lazkiye Le Mans Leon Libya Liege Loire Lombard lonca Lorrain Lothar Louis Lucanus Lukri Lurlar Lübeck Lülü Lyon
M
Mabet Macar Macaristan Macon Mahmut Maine Makedonya Malatya Mali Malikilik Mamistra Manchu Manco Capac Mandela Mani Mansur Ata Manuel Komnenos Maraş Mardin margravına Maria Komnenos Marifet Masonluk Maşiah Matilda Maveraünnehir McCarthy Mehdül-Irak Hatun Mehmelek Hatun Meissen Meleki Tavus Melih-Şah Meliki Melikşah Melisende Menbic Menderes Mengü Pars Mengübars Mengücük Gazi Mengücüklü İshak Bey Menkışlak menşur Merkitler Mervan Mervanoğulları Merzifon Mesut Metropolit Metz Mevdud bin İsmail bin Yakuti Mevlana Meyyafarikin Midilli Mihail Mikail Milano mir Misis mistik Mleh Moğol Moğolistan Monte Cassino Moravia Moritanya Moses Ibn Ezra Mönk Muhammed Muhammed Bahaüddin Nakşbend Muhammed bin Sam Muhammed bin Yağısıyan Muhammed Buhari Muhammed Danişmend Muhammed Tapar Muinüddin Sökmen Muktefi Muktefi Liemrillah Munglik Murabıtlar Musa musalaha Mushaf’ı Raşş Musul Mutasavvıf Muvahhitler Müeyyidülmülk müritler Müsadere Divanı Müslümanlık Müstencid Müsterşid Myriokephalon
N
Nakşibendi Nallıhan namaz Nankin Nasireddin Muhammed II. Sökmen Necmeddin Alp Necmeddin İlgazi nevbet Nevers Nijerya Nikephoros Khoniates Niksar Nişabur Nizamiler Nizamülmülk Noah Norman Normanlar Norveç nöker Nureddin Nuruddevle Belek bin Behram Nusaybin
O
Oc Oğulbey Oğuz Olhuno Olkonud Onan Ong Hanı Onon Ordos Orhun Orta Asya Orta Doğu Ortodoks Oruç Osmaneli Oşal otopsi Ottaviano Otto von Freising Ovidius Oxford Ögelen-eke
örfi
P
pagoda Palermo Palu Papa Honarius Papaz Jean Paris Paschalis Pasinler Paskalis Paygu Peçenek Peçenekler Pehlivan Pentapolis pesi mir Peşaver Petrus Abelardus Peygamber Philippe August Pierre Abelard Pirene Piza Plantagenet Poitiers Polovest Pontus Eukseinos Porsuk Porsuki Porsukoğlu Porsuk Portekiz Prakana Psellos
R
Raban Rahbe Raoul Rascia Raşit Raymond de Poitier Remle Ren Reşidüddin Vatvat Revadi Rey Reymond Rhein Rıdvan Richard Robert Roger de Salerne Roma Roma Hukuku Roman Courtois Rudbar Rumlar Rupen Ruslar
S
Sadaka Safevi Sagun Saint Jean Saintogne Sait Sakız Saks Saksonya Saltuklu San Bernardo Di Chiaravalle Sandıklı Saragossa Sarı Saltuk Sarısu Sasanilerin Sayda Selahaddin Eyyubi Selçuklu Semerkant Sencer Senegal Senyör Septe Sermez serüvenler Serving brothers Seville
Sevinç Seyfüddin Suri Sırbistan Sialkot Sicilya Siirt Silvan Sinod Meclisi Sistan Sitte Melik Slavlar Slovakya Sokman Solomon ibn Ferrizuel Song hanedanı Sökmen el-Kutbi Sökmenli
Stefan Pertus Stephan Nemanya Stephanos Sudan Sungur Sur Suriye Suvar Süleyman Hakim Ata Süleyman mabedi Sümeyremi Sünni Sürhap bin Bedr Süryani Sven
Ş
Şah İsmail Şahdiz Şah-ı Erman Şahin-Şah Şahristan Şam Şaman Şavar Şebankare Şehrezuri Şemsülmülk Şensi şeri Şeriat şeyh Şeyh Abdülhalik Gücdûvani Şeytan Şeyzer şıhne Şihabeddin Şirkuh Şövalye Şumla
T
Ta Prohm Taberriye Tac Ata Tacikler Tacüddin Ebul-Fazl Tai-ki Taira Kiyomori Talas Talmud Tancred Tangut Tanrı Tansukname Taoizm Tapınak Şövalyeleri Taptuk Emre Tarentum Targutay Kiriltuh Tarikat Tatar Tatul Tayçiutlar Tekrit Telbaşir Tell Afrin Tellbaşir Tell-Başir Temelun Templiers Temüge Tennis Teresa Terken Hatun Terma Teslis Thebai Thibaut de Blois Thomas Becket Thoros Tiberias Tiflis Tikrit Timuçin Timur’ Timurtaş Titiş Togan Arslan Tohma Toledo Tomar Tora Toros Toulouse Touraine Tours Tökiş Trablus Trakya Tripoli Trubadur Tuğ Tekin Tuğ Tekin Tuğrul Tuğrul Arslan Tuğtekin Tukiuler Tulhum Tuna Tunceli Tunus Turanşah Turfan
Tuti Bey Türkan Hatun Türkiye Türkler Türkleşme Türkmen Tzitas
U
Uge Ukrayna steplerine Ulu Cami Uluborlu unagan-bogol Unur Bey Urbanus Urfa uşak Uygurlar Üçoklar Ümeyyoğulları
V
Vahdeti Vücut Valdizm Van Vasıt Venedik Vermandois Vezelay Vezir Victor Virgilius Vitry Volga Bulgarları Wanyan Aguda Welf White Ship William Adelin William I the Conqueror Wittelsbahc Worms Konkordası Wu-Ki
Y
Yağısıyan Yağmur Yahudi Yang Yazıcı Yeka-Çiledü Ye-liu Ta-şi Yemen Yeni-Platoncu Yesi
Yesügey Yezid Yınal bin Anuştekin Yınaloğlu İbrahim Yin Yo Fei Yohanna İncili yoldaş Yuannis Yunus Emre Yusuf-i Hemadani’
Z
Zahireddin İbrahim Zahiriyye mezhebi Zaza Zenci Zengi Ata Zengi bin Ali Zengi Candar Zerdüşt Zirgam Ziyaüddin Muhammed Ziyaülmülk Zonaras Zülkarneyn Zünnun

10. Kitabın içindeki konulardan bazıları şunlardır:

Baudouin Kudüs Kralı
Selçuklu Sultanları ve ufak orduları
Anadolu Yolları
Merzifon Savaşı
2. Haçlı Ordusu
Ereğli Savaşı
Berkyaruk Tapar Mücadelesi
Bohemond
Harran Savaşı
XI. Yüzyılın başlangıcı
Haşhaşi Avı
Selçuklu, Anadolu Selçuklu çekişmesi
Habur Savaşı
Selçuklu Komutanlarının Mücadelesi
Kudüs Krallığı Güçlü
Endülüs Parlıyor
Alexios Komnenos
Sultan Sencer
Templier
Dübeys
Kıpçaklar Gürcistan’da
Worms Konkordası
Halife Sultanlık Peşinde
Anadolu’da Danışmend Hakimiyeti
Moğollar
Sencer’in mektubu
Sufilikte Gelişme
Akitanyalılar
Kilise Adaleti
Khmer
Oğuzlar
Karahitaylar
Harzemşah
Katwan Savaşı
2. Haçlı Seferi
Kentler Burjuvaların
Yahudi Düşünürler
Hukuk Gündemde
Almanlar
Fransız Kralı Louis
Alienor
Gazne’nin sonu
Sultan Sencer Esir
Avrupa’da Tarım
Batı Avrupa’da değişim
Bozkır Kabile düzeninde değişim
Ahmet Yesevi
II. Kılıç Arslan
Kilikya Ermenileri
Haşhaşilerle mücadele
Kıyatlar
Selçuklularda Yönetim
Selçuklularda Soyluluk
Selçuklularda Hükümet Teşkilatı
Destikıpçak
Haçlı Ticaret Kolonileri
Yezidilik
Katarizm
Fatimilerin sonu
Myriokephalon Savaşı
Timuçin Ailesinin zor günleri
Anadolu Selçuklu, Eyyubi ilişkileri

Künye Bilgileri

Bizimkiler 10. Kitap: Haçlılar (Anadolu Merkezli Dünya Tarihi MS 1100 – MS 1180)
Evin Esmen Kısakürek, Arda Kısakürek
Anadolu Merkezli Dünya Tarihi
Türü: Tarih, Dünya Tarihi, Türk Tarihi, Genel Kültür, E-kitap Oku, E-kitap indir

 

E-kitap okumak için tıklayın