Bizimkiler: Evrensel Çekim Kanunu

E-kitap okumak için tıklayın

Descartes bölümünden bir alıntı:

René Descartes aklın Tanrı’yı bulma yeteneğine çok güvenmişti. Aradığımız ne olursa olsun, onu bize verecek olan zihnimizdi. Herhangi bir şeyin kesin hatta olası olduğunu inkar eden Fransız denemeci Michel Montaigne’nin (1553 – 1592) kuşkuculuğunu çürütmek istiyordu. Descartes matematikçi ve inançlı bir Katolik’ti. Lessius (1554 – 1623) gibi, dinsel ve ahlaki doğruların kabulü için aklın tek başına yeterli olacağını söylüyordu.

Descartes, deneysel yöntemler kullanarak Tanrı’nın çözümlenebilir bir kanıtını oluşturmaya girişti. Ancak eski tüm filozofların tersine evreni Tanrı’sız buldu. Doğa da bir düzenleme yoktu. Evren karma karışıktı ve akılcı bir planlamanın belirtilerini de göstermiyordu.

Çaresizlikten düşünürken birden meşhur özdeyişi buldu. “ Cogito, erg sum; “ “ düşünüyorum, öyleyse varım “.

Descartes’in tanrısı dünyevi olaylara karışmayan filozofların tanrısıydı. O, kendini, buyurduğu yasalarda gösteriyordu. Descartes, Katolik Kilisesinin yargılarına her zaman boyun eğdi. Kendini Katolik bir Hıristiyan olarak tanımlıyordu. İnanç ile akıl arasında da bir çelişki görmedi. Mistiklerin tanrısını hiçbir zaman anlayamadı. Tefekkürü bir beyin etkinliği olarak anlayan Descartes gibi bir adama gizemcilerin Tanrısı oldukça yabancıydı.

Paskal bölümünden bir alıntı:

1669 yılında Pascal’ın “ Düşünceler “ (Pensées) adlı eseri yayınlandı. Bu eserde derin bir kötümserlik vardı. Dünyanın sonuna kadar acı vardı. İnsanın alçaklığı değişmezdi.

Yalnızlık ve Tanrı’nın dehşet verici yokluğu her yeri sarmıştı.

Pascal, sonuç itibarı ile önemi olmayan dehşet dolu bir dünyayı düşünebilmişti. Pascal kendine karşı çok dürüsttü. Çoğu çağdaşının tersine Tanrı’nın varlığını kanıtlamanın bir yolu olmadığını inanmıştı. İnanmayan birini ikna edebileceği hiçbir delili yoktu. Bu tektanrıcılıkta yeni bir gelişmeydi. Şimdiye kadar Tanrı’nın varlığı hiç ciddi bir şekilde incelenmemişti.

Pascal, bu yeni dünyada, Tanrı’ya inanmanın kişisel bir şey olduğunu söyleyen ilk kişidir. İlk modern kişidir.

20. Kitap Hakkında

Japonya’da bütün sosyal ve siyasal ilişkiler, vassallık bağlılığı üzerine kurulmuştu. Senyör ile samuray, küçük senyör ile büyük senyör, çiftlik kiracısı ile tarım işçisi, tüccar ile yanında çalışanlar, işçi ile çırağı yani sosyal hayatın tüm sınıflarında bu ilişki biçimi geçerliydi. Japonya dış dünyaya kapalıydı, ezilen de köylüydü. Bu dönem aynı zamanda Samurayların en parlak dönemiydi. Erkek homoseksüelliği Japonya’da çok eski zamanlardan beri vardı. Japon Samuraylarda da usta-çırak ilişkisi içinde, savaşçı–aşık çiftler oluşturma geleneği devam ediyordu. Bu durum yadırganan bir hal değildi.

İspanya güçten düştükçe, ona karşı olan isyanlar da çoğalıyordu. Şimdi Katalanlar ve Portekizler bağımsızlık savaşı veriyorlardı. Portekiz İspanya’dan bağımsızlığı alabilmek için onlarla 26 yıl savaştı. 1656’da İspanya Barselona’yı kuşattı. Kenti 15 ay kuşattıktan sonra alabildi. 1658’de İspanya Katalan isteklerini kabul etti. 1668’e gelince Portekiz bağımsızlığını kazanmıştı.

İtalya, şehir devletleri halinde parçalanmıştı. Pek çok bölge de ya fiilen İspanyollarındı veya İspanyol kontrolündeydi. İtalya’da İspanyollara karşı isyanlar başladı. Sicilya’da, Napoli’de Cumhuriyetler kuruldu.

İngiltere kralı İskoçya’ya saldırdı ve yenildi. Savaş demek para demekti. Para için parlamentoyu topladı. Ama parlamento ona para verecek yerde, yetkilerini kısıtlama yoluna gitti. Parlamentoda Pürütanlar, çekirdek bir nüve oluşturmuş, tüm parlamentoyu peşlerine takmış sürüklüyorlardı. Bu “ Uzun Parlamento “ idi. İngiltere kralı I. Charles Stuart, Parlamento ile çatışmaktan kaçınıyordu. Durmadan taviz vermeye başladı. Derken Kral parlamento çatışması silahlı çatışmaya dönüştü. İngiltere ikiye bölünmüştü.

Kral taraftarları üstünlük sağlarken ortaya Cromwell çıktı. Cromwell’den sonra Parlamento üstün duruma geçti. I. Charles Parlamentoya esir düştü. Ancak hareket durmuyor, devrimler bir birini kovalıyordu. Durum iyice kontrolden çıkarken Cromwell ve askerleri duruma el koydular.

İngiltere iç savaşı, 1649 yılında, kralın idam edilmesi ve cumhuriyetin kurulması ile sonuçlandı. Ancak iç savaş bitmemiş, üçüncü evresine girmişti. Bu sırada İngiltere “ İngiliz Uluslar Topluluğu “ haline geliyordu (Britanya).

İngiliz Cumhuriyeti, kralın yanını tutan İrlanda’yı hiç affetmedi. Cromwell’in ordusu, İrlanda’da büyük bir katliam yaptı ve İngilizler İrlanda topraklarına el koyarak, İrlanda köylüsünü topraksız bıraktılar. İrlanda, nüfusunun % 30 – %41‘ini kaybetti.

II. Charles, İskoçlara dayanarak İngiltere tahtını eline geçirmeye çalıştı ise de Cromwell’e yenilerek Fransa’ya kaçtı. Sonra Hollanda’ya geçti. Böylece Hollanda ile İngiltere’nin arası açıldı. Hollanda-İngiltere deniz savaşları başladı. Böylelikle İngiltere’nin denizlerdeki egemenliğinin adımları atılıyordu.

1658’de Cromwell öldü. Cumhuriyet de kısa sürede dağıldı. Cromwell İngiltere’sinde Quakerlar, Levellerlar ve Ranterlar gibi uçta Hıristiyan mezhepleri ortaya çıkmıştı. Bunların hepsi, panteist bir bakış açısına kaymışlardı. Bu mezheplerin hiç biri, İsa tarafından gerçekleştirilen kefaret için bir borçları olduğuna inanmamışlardı. Bunların hepsi, içten gelen esinin, kurumlaşmış dinlerin öğretilerinden daha üstün olduğunda hemfikirdiler. Bu mistik düşünce tarzına benziyordu.

1660 yılında, İngiltere, tekrar krallık yönetimine dönmüştü. İngiliz iç savaşı İngiltere ve İskoçya’da Parlamentolu bir Monarşinin benimsenmesini sağlamıştı. Bir de ortaya siyasi partiler çıkmıştı. Tories (Kralcı parti) ve Whigs (Liberal parti) en önde gelenleriydi.

Osmanlı imparatorluğunda IV. Murat ölünce, tahta Sultan İbrahim çıktı. Ortada başka bir şehzade yoktu. Herkes İbrahim’in çocuk sahibi olması için çalışmaya başladı. Devletin ipleri Kösem Sultan’ın elindeydi.

1945’de Osmanlılar Girit’e saldırdılar. Venedik direnecek ve Ada ancak 25 yıl sonra alınabilinecekti.

1648’de Sultan İbrahim tahttan indirildi yerine çocuk yaşta IV. Mehmet çıkarıldı. Sarayda Kösem Sultan ile Hatice Turan Sultan çekişmesi başladı. Osmanlı devleti, devlet işlerine yeniçeri ağalarının da karıştığı, karmaşık bir yönetim gösteriyordu.

1651 yılında Kösem Sultan öldürüldü. Sarayda ipler Valide Hatice Turhan Sultana geçmişti. 1656 yılında yeniçeriler yine kazan kaldırdılar. Bu olay Vakvakiye olayıdır. Osmanlıda her yerde kargaşa, isyan, asayiş bozukluğu vardı. Çaresiz kalan Hatice Turhan Sultan Sadrazamlık görevini Köprülü Mehmet Paşaya verdi. Köprülü devlete çekidüzen verirken ortaya Sabbatay Zevi çıktı.

Köprülü Mehmet Paşa, iyi hoştu da çok gaddardı. Onun döneminde önce Venedik donanması halledilerek, Girit için deniz yolu açıldı. Eflak’ta çıkan ve bütün voyvodalıkları saran isyan şiddetle bastırıldı. Osmanlı kendine bağlı devletlerin dış ilişkiler kurmasına müsaade etmiyordu.

Anadolu’da Abaza Hasan Paşa önderliğinde, Köprülüye karşı büyük bir Celali isyanı patladı. Köprülü hem isyanı bastırdı ve hem de on binlerce kişiyi bu arada isyancı beylerbeylerini de öldürttü. Bu sırada Cezayir ve Tunus’un merkezle olan yönetim ilişkisi gittikçe zayıflıyordu.

1640 yılında bir Katolik mezhebi olarak Jansenizm ortaya çıktı. Hemen Cizvitlerle çelişti.

Fransa tahtında XIV. Louis vardı. Çocukken tahta geçtiği için ülkeyi Mazarin fiilen yönetiyordu. 1659’da İspanya Fransa savaşı bitti ama, şimdi de, İspanya tahtı veraset hakkı sorununun (savaşının) çekirdekleri atılıyordu.

Otuz Yıl Savaşları Habsburgların mağlubiyeti ile sonuçlanmıştı. Westfalya Anlaşması ile Roma Germen İmparatorluğu Katolikliği, Lutherciliği ve Calvinçiliği, yani her üç mezhebi de kabul ediyordu. Otuz Yıl Savaşlarında ve savaşla beraber gelen kıtlık ve salgın hastalıklarda yüz binlerce insan öldü. Burada, savaşan devletlerin kiraladığı paralı askerlerin yaptığı yağmanın, yol açtığı yıkımın, katliamların büyük rolü vardır. Savaşta en çok zararı Almanya gördü. Fransa ise, Kıta Avrupa’sının en güçlü devleti olarak, ortaya çıkmıştı.

Rusya Türklerin topraklarına sahip olarak, Türkleri Slavlaştırarak büyüyordu. Ama asrın ortasında bile Rus toplumu hala çok geri bir toplumdu.

Asrın sonlarına doğru Rusya Sibirya’yı eline geçirmişti. Yeni ele geçirdiği topraklar Avrupa topraklarının birkaç katıydı. Rusya Avrupa’sından Türk ve Slav kökenliler Asya’ya göç ediyordu. Bu göç edenlerle, orada eskiden beri oturan genelde Türk kökenli olan yerli halk kolay kaynaşıyordu.

1670 yılında, Rusya’da başlarında Razin olduğu halde Don Kazakları Boyarlara baş kaldırdılar. Halk da onlara katılınca büyük yağmalar ve katliamlar oldu.

Çin’de çıkan bir salgın, bazı kentlerde nüfusun %90’ını öldürdü. Çin çok zayıflamıştı. Mançu’lar Çin’e girip, ilerlerken, Ming hanedanı kendi halkını sel altında bırakıp, 300.000 kişinin boğularak ölmesine sebep oluyordu.

Çin’de Ming hanedanının son zamanında yürütme hadımların elindeydi. Okumuşlar ise işe karışmıyorlardı. Küsmüşlerdi. İsyanlar peş peşe gelirken, kuzeyden gelen Mançu kabilesi (topluluğu) Çin tahtını ele geçirdi. İlk Mançu İmparatoru, Cizvit Schell’i, en üst okumuşlardan (Jendri) biri gibi kabul etmişti.

1650 yılına gelindiğinde tüm Çin Mançu hanedanının hakimiyetine girmişti. Ama Mançuların işi zordu, Çin’e hakim olmak çok zordu. Jendri (okumuşlar) çok umutsuzdu. Bir kısmı intihar ediyor, bir kısmı dağa çıkıyor, büyük çoğunluğu da kabuğuna çekilmiş yaşamaya çalışıyordu.

Katolikler ise Çin medeniyetini Kutsal kitap ile nasıl bağdaştırabileceklerini bilmiyorlardı.

Mançu hanedanı Çin’e yerleşmişti. Şimdi Mançular ve Çinliler birbirine karışmadan yaşıyorlardı. Korsan Koxinga Mançu baskısına dayanamayıp, Formoza’ya çekilmişti. Korsan Koxinga Avrupalıları Formoza’dan kovdu. Çin denizinde, kendi aralarındaki rekabetin de verdiği zararla, Avrupalıların ticari etkinliği gittikçe azalıyordu.

1665’e gelindiğinde Mançu Çin’inde Konfüçyus’un Çu-Hi yorumu öne çıktı ve Çin’i sanki zaman içinde dondurdu. Bu donuş ile Müslümanların kutsal kitapları nedeniyle donuşları arasında benzerlik vardır. Diğer yandan Çin’de jendri Hadımlara üstünlüğünü kabul ettirmişti. Çin’de Hadım hakimiyeti bitmişti.

Kuzey Amerika’da Hollanda yavaş yavaş kolonilerini İngiltere’ye bırakmak zorunda kalıyordu. Birleşik Eyaletlerin en güçlü eyaleti Hollanda’ydı. Hollanda tüm dünyada İspanya ile çekişiyor ve gittikçe ağır basıyordu. Okyanus ticareti Hollanda’ya geçmişti. Hollanda Doğu’da ağır basarken, Amerika kıtasında geri çekiliyordu.

1642’de Galilei ve Richelieu öldüler. Galilei dünyayı, Richelieu Fransa’yı değiştirmişti.

1645 yılında Kahve Viyana’dan başlayarak Avrupa’ya hızla girmeye başladı.

Kan dolaşımı bulundu. Barometreye atmosfer kalınlığının etkisi gösterildi. Bilimde ve özellikle astronomide bulunan gerçekler, kilise öğretisi ile çelişiyordu. Kilise dogmaları büyük yara almıştı.

1650’de Descartes öldü. Kendini iyi bir Katolik kabul ediyordu. Ancak şüphecilik felsefesi ile Tanrı’yı tartışmaya açmıştı. Aklı öne çıkarıyordu. “ Düşünüyorum, o zaman varım “ diyordu. Descartes insanlığı değiştiren en önemli filozoflardan biridir.

Avrupa’da bilim almış başını gidiyordu. Bundan sonra, dünya Avrupa demek olacaktı. Bu gelişme hiç daha önceki gelişmelere benzemiyordu.

1657’ye gelindiğinde Descartes’in öğretisi tüm Avrupa’ya yayılmış ve yayılmaya devam ediyordu.

Hindistan’da Tahta Evrengzib (Alemgir) çıkmıştı. Kan dökücü ve zalim bir yöneticiydi. Sadece din ve savaşla ilgileniyordu.

1661’de Osmanlı İmparatorluğu veziriazamı Köprülü Mehmet Paşa öldü. Devleti düzenlemişti. İstanbul’da ve taşrada devlet otoritesi tesis edilmişti, Eflak meselesi ise tam olarak çözümlenememişti. Önerisi ile yerine oğlu Köprülü Fazıl Ahmet Paşa veziriazam oldu. 1669 yılında ise Fazıl Ahmet Paşanın fiili komutası altındaki Osmanlı ordusu Girit’i ele geçirdi. Girit savaşı 25 yıl sürmüştü. Bu savaş Osmanlı donanmasını kadırgadan, kalyona geçmeye zorlamıştı.

1671’de Cezayir’de yönetim yeniçerilerden leventlere geçti. Cezayir’in merkezle ilişkisi iyice zayıflamıştı.

1661’de Fransa başbakanı Mazarin öldü. Bundan sonra XIV. Louis devleti fiilen yönetmeye başladı. XIV. Louis’nin kraliyet dönemi parlak askeri galibiyetler ve sonraları da mağlubiyetler dönemidir. Bilim adamları korunmuş ama bazı fikirler şiddetle bastırılmıştır. Şimdi bir yandan feodaller yok ediliyor, diğer yandan Protestanlara Fransa’dan kaçmaktan başka çare kalmıyordu. 1665’de İspanya veraset savaşı başladı. Belçika İspanya ile Fransa arasında bölünmüştü.

Fransa’da Mazarin’den sonra Colbert rüzgarı esiyordu. Colbert bir yandan taze para buluyor, bir yandan sanayiyi geliştiriyor, bir yandan yeni vergilerle halkı eziyor, bir yandan savaş endüstrisini kuruyor, bir yandan da kuvvetli bir ordu oluşturuyordu. Bir yandan da XIV. Louis kendi iktidarını sınırlayabilecek her kurumla mücadele ediyordu. Bu manada Fronde’yi sildi, attı.

1672’de Fransa Hollanda üzerine yürüdü. Bu savaş Hollanda’daki Fransa yanlısı partinin iktidardan düşmesine sebep oldu. Hollanda topraklarını Fransızlara vereceğine, bent kapaklarını açarak arazilerini sular altında bırakmayı tercih etti.

Bu sırada İngiltere’de II. Charles ile birlikte presbiteryenler kamu hayatından uzaklaştırılmaya başlamıştı. Hayat sadece Anglikanlara açıktı. Memuriyet alabilmek için ekmek ve şarabın İsa’nın eti ve kanı haline girdiği şeklindeki Katolik inancını reddettiğine dair yemin etmek gerekiyordu. 1667’de İngiltere Hollanda’ya Kuzey Amerika’dan el çektirmişti. Hollanda ise Kuzey Denizinde Hansa’yı yok etmişti.

1666’da Sabbatay Zevi Mesihliğini ilan etti. Dünyanın her yanından pek çok Yahudi bu fikrin takipçisi oldu. Baş Haham şikayetçi olunca Osmanlı Divanı Zevi’ye iki seçenek sundu. Ya Müslüman ol, Ya da öl. Zevi Müslüman oldu. Dönmeler denen bir takım takipçisi de Müslüman oldu. Diğer Yahudiler de bu olay büyük bir travma yarattı. Yahudiler arasında Kabala’nın hükmü bitti.

1670 yılında Orta Asya’da Cungarların başına Galdan geçti.

Hindistan Babur imparatorluğunda, Evrengzip, tutucu ve ticani bir Müslüman olarak, Hindulara eziyet ediyordu. Sonunda isyan çıktı. Önce Mahratlar sonra Sihler başkaldırdılar.

Bu dönemde Rubens, Velasquez, Rembrandt gibi ressamlar; Descartes, Pascal, Laibniz gibi düşünürler; Moliere gibi yazarlar yaşamıştır.

20. Kitapta ayrıca Osmanlı toprak rejimi, yönetim şekli, adli örgütlenme anlatılmıştır. Katip Çelebi hakkında bilgi verilmiştir.

Ama bu dönemin en önemli gerçeği, evrensel çekim kuramının vazedilmiş olmasıdır. İsaac Newton’un evrensel çekim kuramı, 1675 yılından başlayarak Londra Kraliyet Derneğinde tartışılmaya başlandı. Newton, “ iki madde birbirini kütleleri ile doğru ve aralarındaki mesafenin karesi ile ters orantılı olarak çekerler “ diyordu.

Doğanın işleyişini Newton sayesinde anladık. Bugün hala orta öğretimde ve hatta Üniversite Mühendislik eğitiminin ilk yıllarında öğrencilere Newton Fiziği öğretilmektedir.

20. Kitabın içindeki konulardan bazıları şunlardır:

Osmanlı Halk edebiyatı
Tokugavalar
Bushido
Gerçek Sevgi Erkeğin Erkeğe Duyduğu Sevgidir
IV. Murat’ın ölümü
9. Mareşal Padişah
Kısa ve Uzun Parlamento
Jansenizm
Rubens
Parlamento Mutlakiyete Karşı
Büyük Uyarı
Cinci Hoca’dan Medet
Osmanlı Tahtı Varislere Kavuşuyor
Konfüçyus Ahlakı Kurtuluş mudur?
İngiliz İç Savaşı
Kardinal Richelieu’nün ölümü
Avrupa’da sürekli Çatışma Var
Fransa
Girit Savaşına Doğru
Çin’de Erkek Fahişelik Artıyor
İngiltere’de Püritan Devrimi
Mançu
İsveç zorluyor
Girit Çıkarması
Denizler Önemli
İngiltere’de Subaylar Kurulu
Napoli
Otuz Yıl Savaşlarının Sonu
Papazlar
Hollanda
Kuzey Amerika
Barometre
Osmanlı Şehzade peşinde
Sultan İbrahim’in ölümü
Kralın İdamı
İrlanda Yerle Bir
Bilim Geldi
Osmanlı Venedik deniz Mücadelesi
Mançular Çin’e Hakim Oluyor
II Charles İskoç Kralı
Descartes
Osmanlı Örgütlenmesi
Kadılar
XVII. Yüzyıl Ortaları
Ruslar
Çin’de Mançu Hanedanı
Kösem Sultanın Ölümü
Rusya’da Zorla Hıristiyanlaştırma
Osmanlı Lehistan’a Saldırıyor
Fransa Hollanda’ya Saldırıyor
Moliere’in Hicvi
Yitik Cennet
Evrensel Çekim Kuramı

Osmanlı Lehistan’a Saldırıyor
Fransa Hollanda’ya Saldırıyor
Moliere’in Hicvi
Yitik Cennet
Evrensel Çekim Kuramı

Osmanlı Lehistan’a Saldırıyor
Fransa Hollanda’ya Saldırıyor
Moliere’in Hicvi
Yitik Cennet
Evrensel Çekim Kuramı

Osmanlı Lehistan’a Saldırıyor
Fransa Hollanda’ya Saldırıyor
Moliere’in Hicvi
Yitik Cennet
Evrensel Çekim Kuramı

Osmanlı Lehistan’a Saldırıyor
Fransa Hollanda’ya Saldırıyor
Moliere’in Hicvi
Yitik Cennet
Evrensel Çekim Kuramı
İngiliz Uluslar Topluluğu
İngiltere Hollanda Savaşı
Hollanda’ya tepki
Fronde Hareketinin Sonu
Köle İrlanda
Protector Lort
Osmanlı da Yine isyanlar Var
Vakvak Olayı
Turhan Sultana Yardım Eden Saraylılar
Köprülü Mehmet Paşa Sadrazam
Ayan
Venedik Muhasarası Kalkıyor
Evrengzib
Descartes’i İleri taşımak
Rusya ile Çin Sınır Komşusu
Erdel
Anadolu İsyanı
Katip Çelebi
Köprülü Osmanlıyı Toparlıyor
İngiltere Durulmuyor
Cambridge Platoncuları
İngiltere’de Yeniden Monarşi
Velasquez ve İspanyol Ressamları
Osmanlı İmparatorluğunda Fazıl Ahmet Paşa Görevde
Fransa’da Yönetim fiilen XIV. Louis’de
Çin’de Mançular Kabul Ediliyor
Blaise Pascal
Avrupalılar Formoza’dan Kovuluyor
Köprülünün Almanya Seferi
Rusya Koloniler Kuruyor
Çin’de Jendri Üstünlüğü
Fransa Maliyesi Yeni Kaynak Arıyor
Fermat
Sabbatay Zevi
Büyük Londra Yangını
Kutsal Ferman
Dininden Dönenen Para
Kan Nakli
Canlılar Tohumdan Çıkar
Girit Osmanlıların
Yahudilerde Büyük Hüsran
Rembrandt
Leibniz
Rusya’da İsyan
Fransız Osmanlı İlişkileri
Hindistan’da İsyanlar
Osmanlı Lehistan’a Saldırıyor
Fransa Hollanda’ya Saldırıyor
Moliere’in Hicvi
Yitik Cennet
Evrensel Çekim Kuramı

Künye Bilgileri

Bizimkiler: Evrensel Çekim Kanunu (Anadolu Merkezli Dünya Tarihi 20. Kitap MS 1640 – MS 1675)
Evin Esmen Kısakürek, Arda Kısakürek
Anadolu Merkezli Dünya Tarihi
Türü: Tarih, Dünya Tarihi, Genel Kültür, E-kitap Oku, E-kitap indir

 

E-kitap okumak için tıklayın