Bizimkiler: Evrenin Merkezi Dünya Değil

E-kitap okumak için tıklayın

Alman İmparatorunun askerlerinin Magdeburg kentinde yaptıkları şiddeti büyük şair Schiller anlatmıştı (Magdeburg katliamı). Bu askerlerin büyük bir çoğunluğu Hırvat asıllıydı.

“ Bu boğazlama sahnesini belirtmeye, tarihin dili de, şiirin fırçası da kafi değildir. Galiplerin vahşiliği ne çocukların masumluğu, ne ihtiyarların müdafaasızlığı, ne gençlik, ne kadın olmak, ne mevki ve ne de güzellik durduramadı. Kadınlar, kocalarının kolları arasından koparılarak, kızlar, babalarının dizlerinin dibine atılarak kirletildiler. Müdafaasız kadınların biricik imtiyazı, iki katlı bir azgınlığa kurban edilmek oldu. Her tarafı karıştıran bir çapulculuk hırsı karşısında, ne en gizli, ne en kutsal yerler sığınak olamıyordu. Bir kilisede başı kesilmiş 53 kadına rastlandı. Hırvat ve Belçika birlikleri çocukları ateşe atmakla, ana kucağındaki süt bebelere kılıç saplamakla eğleniyorlardı. Bu feci manzara karşısında insani duyguları isyan eden birkaç subay, Kont Tilly’e artık boğazlamanın durmasını söylemeye gittiler. Kont: “ Bir saat sonra gelin, dedi. Ne yapacağımı düşüneyim. Bunca tehlike ve zahmetten sonra askerin de eline biraz bir şey geçmelidir. “ Bu vahşet, bu çapulculuk, yangının duman ve alevleri kesilinceye kadar sürdü. Kargaşayı arttırmak ve halkın mukavemetini kırmak için bazı yerler, daha başlangıçta ateşe verilmişti. Sonra bir fırtına koptu, Alevler büyük bir hızla kenti sardı ve yangın genelleşti… Yangın azalır azalmaz, İmparatorun askerleri, enkaz ve kül altını eşeleyip, çapul yapmak üzere artmış bir iştahla geri döndüler… Sokakları temizlemek için 6 binden fazla ölünün Elbe nehrine atılması gerekti. Pek çok insan yangında yanmıştı. Ölülerin hepsi 30 bin kişiydi “.

19. Kitap Hakkında

Celali İsyanları devam edip gidiyordu. Anadolu’da yer yerinden oynuyordu. Osmanlı devlet olarak Anadolu’da yoktu. İstanbul’da da kapıkulu isyanları devam ediyordu. Osmanlı devleti, Anadolu isyanlarını bastırmak için Celalilerle uzlaşmayı çare olarak kullanıyordu. Sonunda 1606’da Kuyucu Murat Paşa Celali isyanlarını bastırsın diye Anadolu’ya yollandı. Kuyucu Murat Paşa 100 binlerce Türk’ü öldürerek, isyanı sonlandırdı.

Kanije’de Osmanlı paşası Tiryaki Hasan Paşa Almanları durdurmuştu. O Kanije’de yoku var ederken, 250 Km uzaktaki Osmanlı ordusu da kendi askerine yardım etmiyordu. Kanije’den az sonra Almanlar Budin’i ellerine geçirdiler. Osmanlı Habsburg savaşı 1606 yılında Zitvatoruk anlaşması ile sona erdi. Taraflar Macaristan’daki durumlarını muhafaza ediyorlardı. Ancak bu anlaşma ile Osmanlı 2 Roma İmparatorluğunun varlığını kabul etmişti. Asırlardır süren savaşlar sonucunda Macaristan toprakları verimsizleşmiş, bozulmuştu. Münbit tarım bölgeleri yok olmuştu.

XVII. yüzyıla gelindiğinde artık savaşlar Osmanlıya gelir getirmiyordu. Yağma da nerede ise bitmişti. Tımara dayanan Osmanlı toprak düzeni de bozulmaya başladı.

II Mehmet’ten sonra tahta I. Ahmet geçti. Osmanlı devletinde tahtta çocuklar çıkmaya başlamıştı.

Hindistan’da çok önemli reformlar yapmış olan Ekber Şah öldü.

1603’de Trablusgarp’ta Dayı sistemi başladı. Bu sırada Şah Abbas (Safeviler) Osmanlılara saldırdı. Şimdi Osmanlılar 3 cephede birden savaşıyorlardı. Osmanlılarda III. Mehmet’in Padişahlığı sırasında ipler annesi Safiye Sultanın elindeydi ve Osmanlı İmparatorluğu çok kötü bir sekiz yıl geçirmişti.

Cizvit Ricci Çinlilere Avrupa’nın astronomideki üstünlüğünü gösterebilmişti. Daha sonra da Çin dininin kökü itibarıyla Hıristiyanlıkla aynı olduğuna inanarak, bunu yaymaya çalıştı.

Koppernikus’tan sonra Bruno dünyanın güneşin etrafında döndüğünü söylüyordu. Engizisyon onu yakarak ve işkence ederek öldürdü. Osmanlılar da bu evrende doğa olayları üzerinde bir olay olmayacağını söyleyen Nadajlı Sarı Abdurrahman Efendi ve birkaç düşünür öldürülüyordu.

Müslümanlık hızla Güney Doğu Asya’ya yayılıyordu. Hollandalılar da Doğu Hint Şirketini kurarak Doğu Asya’ya el atmışlardı. Hollanda İspanya’nın ticaretine ve menfaatlerine ortak oluyordu. İspanyollar ise 20.000 Çinliyi öldürerek Filipinlere yerleşiyordu.

Japonya’da artık Şogun Hıristiyanlığa karşı çıkıyordu. Şogun, Konfüçyusculuğun Çu Hi yorumu ile Budizm’e set çekmişti. Japonya’da Edo dönemi başlıyordu. 1614 yılında Japonya’da bir fermanla Halka Hıristiyanlığı terk etme emri verildi. 1616 yıllarında Japonya’da kanlı iç savaş oluyordu. Tokugawa Şogunluğu Avrupalılara Nagazaki ve Hirado limanları haricinde seyahat etmelerini ve ticaret yapmalarını yasakladı.

1603’de İngiliz kraliçesi I. Elizabeth öldü. Krallık Tudorlardan Stuartlara geçti. İngiltere’de I. James Stuart dönemiydi. Pürütenler ayrılıkçı diye öldürülüyordu. Onlar da Hollanda’ya kaçmaya başladılar. Peşinden İngiltere İrlanda’ya korkunç bir baskı uygulandı. İrlandalılar zorla Protestan olmaya zorlandı, sürüldü. İrlandalılardan boşalan yerler İngilizlere verildi. Bu olaylar olurken, İngiltere, bir yandan da çıkarılan kanunlar ile parasızlığına çare bulmaya çalışıyordu.

Bu sırada büyük İngiliz yazarı Shakespeare yaşamıştı. İspanya’da ise Cervantes vardı.

Kuzey Amerika’da Virginia ve Jamestown kolonileri kuruldu. Rolfe Virginia’da kaçak getirdiği tütünü yetiştirmeye başlayınca, hem koloninin hayatı ve hem de Kuzey Amerika’nın hayatı değişti. 1616’da Kuzey Amerika’da toprak dağıtımı başladı. Bu arada suçiçeği salgını kıyı bölgesindeki Kızıl Derililerin %90’nını öldürdü. 1619’da Kuzey Amerika’daki İngiliz kolonilerine ilk zenci köleler gelmeye başladı. 1620’de Pürütenler Plymouth Kolonisini kurdular. 1621’de Hollanda New York kolonisini kurdu. Aynı yıl İngiliz ve Pocomokeler adlı yerlilerin, düşman Kızıl Derililere karşı yaptıkları ortan saldırı ve zafer, “ Şükran Yemeği “ ile kutlanmaya başlandı.

İspanya mağriplileri (Endülüs Araplarını) özümseyememişti. Onları topyekun İspanya’dan çıkarma kararı aldı. 400.000’den fazla Morisko ülkeden çıkarıldı. Bu olay İspanya ekonomisini mahvetti. Aynı yıl İspanya, Birleşmiş-Eyaletler’in (Hollanda) bağımsızlığını tanıdı. Bundan sonra Birleşmiş-Eyaletler Orange hanedanından Nassau yönetiminde tam bir devlet olarak organize oldu. İspanya ise hızla çöküşe doğru gidiyordu.

Amsterdam okyanuslar arası mal taşımanın deposu durumundaydı. Kurulan banka da tüm Avrupa’ya borç verir hale gelmişti. Kısa sürede Hollanda gemileri okyanuslar da taşımada rakipsiz kaldılar. Onlara “ Deniz Hamalları “ dendi.

IV. Henry ve Sully sayesinde Fransa borçlarının büyük bir kısmını ödemişti. Yapılan pek çok reform sonucu Fransa kendini toparladı. XIII. Louis’in ilk yıllarında Fransa’yı annesi Marie de Medici yönetti. 1617’den sonra Fransa’da kral ile annesi arasında iktidar mücadelesi başladı.

Şimdi dünyada Galilei vardı. Bir yandan Kopernik sistemini müdafaa ediyor, bir yandan da dünyanın döndüğünü söylüyordu. Papalık Galilei’nin iddialarından vazgeçmesini isteyip, onu tehdit etti. Bu sırada Kepler hem kanunlarını sıraladı ve hem de dünyanın diğerleri gibi bir gezegen olduğunu söyledi. Hıristiyan Dünya’da kıyamet kopuyordu. Gezegenlerin hareket merkezi dünya değil güneşti.

Uzun zamandır devam eden Osmanlı Safevi savaşı kesin bir sonuç alınamadan ve her iki tarafça da yıkıcı bir tarzda devam ediyordu. Taraflar 1612 yılında bir barış anlaşması ile savaşa ara verdiler. Artık sınırlarda pek değişmiyordu.

Osmanlı imparatorluğunun önceden Fransızlara verdiği ticaret avantajları (kapitülasyon), şimdi İngiltere ve Hollanda’ya da teşmil edilmişti. Osmanlı limanlarında transit ticaret (İpek yolu ticareti) azalmıştı ama Osmanlı İmparatorluğunun kendi kaynaklarından doğan ticareti artmıştı.

Tunus’ta yönetim önce beylerbeyindeydi, sonra Dayılara geçti şimdi de Ordugah Beyindeydi.

1617’de I. Ahmet’in ölümünden sonra tahta kardeşi Mustafa çıkarıldı. Böylece “ tahtta ailenin en yaşlı olanının önceliği “ adetine geri dönülmüş oluyordu. Hasta olan Mustafa’nın padişahlığı çok sürmedi. Bu sırada İran Osmanlı savaşı devam ediyordu. Sonuçsuz savaşlar sonunda iki ülke arasında yeni bir anlaşma imzalandı. Yeni Osmanlı Sultanı II. Osman’dı. II. Osman kardeş katline devam etti.

II. Osman’ın bizzat çıktığı Lehistan seferinden sonra Polonya ile Osmanlılar barış anlaşması imzaladılar. Sefer sırasında padişah yeniçerilerin durumunu görmüş ve hiç beğenmemişti. Sultan sorunu devşirme sisteminin getirdiği homojen olmayan yapıya bağlıyordu. Bu nedenle orduyu ve yönetimi Anadolu’ya başvurarak Türkleştirmeyi düşünüyordu. Bu sırada ordu içinde ise dönüşte padişahın kapıkulunu dağıtıp, sekbanlardan yeni bir ordu kuracağı haberleri yayılıyordu.

İstanbul’a dönüşte yeniçeri kazan kaldırdı. II. Osman öldürüldü. Halk padişahının öldürülmesini hazmedemeyerek, yeniçeriye cephe aldı. Anadolu’da beylerbeyleri isyan ettiler. Sonunda kapıkulları da Sultan Osman’ı öldürenler cezalandırılsın demeye başladılar. Katiller ve onları ayaklandıranlar bir bir yakalanarak öldürüldüler.

Avrupa’da bankacılık gelişiyor, gazete çıkmaya başlıyordu. Bu bilginin ve ekonominin yaygınlaşması sonucunu getiriyordu.

1613 yılında Rus tahtına Romanovlar geçtiler. Rusların Sibirya’da ilerlemesi devam ediyordu.

1616 yılında Mançular Çin’in üzerine yürüdü. Bu sırada Orta Asya’da da bir hareketlenme vardı. Bu hareketlenme Kazak Türklerini batıya doğru itiyordu. Bu da Rus Kazak ilişkilerini arttırdı.

Çin’de ise okumuşlarla hadımlar arasında kıyasıya bir mücadele sürüp, gidiyordu.

Alman İmparatoru Bohemya Protestanlarına baskı yapınca savaşın fitili ateşlendi. 1618 yılında, Avrupa’da Otuz Yıl Savaşı başladı.

Okyanus ticaretine İngiltere’de katılmak istiyordu. Ancak Hollanda’nın elinden bu ticareti almak hiç de kolay değildi. İngiltere ile Hollanda arasında deniz hukukuna ilişkin bir mücadele başladı. Kısa süre sonra mücadele hukuktan çıkıp, fiili halle dönüştü.

İngiltere’nin toprak rejimi karmakarışıktı. Bir yanda zenginleşen köylüler, diğer yanda toprağını kaybedip, kentlere işsiz güçsüz giden köylüler vardı. Serserilik artmıştı ve çok sert cezalandırılıyordu. İskoçya çok fakir ve Calvinist’ti. İrlanda’da dil, din ve statü ayrılığı vardı. İrlanda’da İngiliz aleyhtarı hınç başlamıştı.

Bu sırada İngiltere’de Parlamento kuvvetlenmiş, kralın gücü azalmıştı.

1622’de Fransa’da Richelieu başbakan oldu.

İkinci defa tahta çıkmış olan Osmanlı Sultanı Mustafa aklından hastaydı. 1623 yılında IV. Murat 11 yaşında Osmanlı tahtına çıkarıldı. Annesi Kösem Sultandı. Güçlü bir kişiliğe sahip olan Kösem Sultan, gelecek 10 yıl içinde devleti keyfine göre yönetecekti.

Osmanlıların içine düştükleri durum, Safevilere yaradı. Onlar da Bağdat’ı geri aldılar.

Bu sırada ateist kabul edilen Bacon yaşamıştı. Eserinde en önemli unsur Bacon’un insanlığa ve insana olan güveniydi. Bacon insanı kesinlikle doğadan üstün tutuyordu. Bilimle yapılacak keşiflerin insanı doğadan üstün kılacağından emindi. Bu yaşadığa çağa göre çok devrimsel ve hatta hayalperest nitelikte bir söylemdi.

1627 yılına gelindiğinde, İngiltere Otuz Yıl Savaşı içinde Fransa’ya saldırmıştı. La Rochelle başarısızlığı İngiliz kralı I. Charles ile parlamentonun arasını iyice açtı. Karşılıklı suçlamalar başladı. 1628’de İngiltere kralı I. Charles, para ihtiyacını çözebilmek için parlamentoyu toplantıya çağırdı. Parlamento bundan istifade ederek krala onun yetkilerini bir miktar daha sınırlayan bir kanunu kabul ettirdi.

Osmanlı’da ise Abaza Mehmet Paşa isyanı ancak bitmişti.

1629’da İran Safevi Şahi Şah Abbas öldü. Dönemi bir Safevi Rönesans’ıydı. Ona Büyük Şah dediler.

Fransa’da Katolik yönetim Protestanlara (Huguenot) karşı yaptığı mücadelede adım adım ilerliyordu. Richelieu’den sonra artık Protestanların kendilerine özgü askeri birlikler bulundurması yasaklandı. Richelieu, zaten sonu gelmiş feodaliteyi de bitirdi.

Osmanlıda uzun bir döneme Kösem Sultan yönetici olarak damgasını vurmuştu. Çok önemli bir Hanım Sultandı. Odasında ölü bulundu.

Mistizm ve onun bir hali olan Sufizm hem Müslüman, hem Yahudi ve hem de Hıristiyan dünya’da güçlü bir şekilde yaşamaya devam ediyordu. Müslüman dünyada Molla Sadra, Hıristiyan dünyada Berulle vardı.

IV. Murat döneminde yeniçerilerin Hıristiyan ahali arasından toplanması yerine isteyenlerin yeniçeri olmasına başlandı. Yeni askerler yeterli eğitimde değildi. Hem yeniçeri ocağı ve hem de Osmanlı ordusu bozuldu, çaptan düştü.

1632 yılında artık Osmanlı yönetimi tamamen IV. Murat’ın hakimiyetine geçmişti. IV. Murat despot bir yönetin tarzı gösteriyordu.

1633’de engizisyon 70 yaşındaki Galilei’yi müebbet hapse mahkum etti.

İsveç Otuz Yıl Savaşına katılmıştı. 1635’de Fransa da katıldı. Peşinden pek çok Avrupa ülkesi daha bu savaşa katılacaktı.

Tibet’te Kırmızı Sarı mücadelesinde Oyratlar tarafından desteklenen Sarılar iyice gelişip, ileri çıktılar.

İngiltere’de kral I. Charles Stuart Anglikan mezhebini İskoçya’ya dayatmak isteyince büyük bir isyan başladı. Milis İngiliz ordusu İskoçlar karşısında yeterli olamıyordu. Bu I. Charles için sonun başlangıcıydı.

1628 yılında IV. Murat Bağdat’ı Safevilerden geri aldı. Bundan sonra 1. Dünya Savaşına kadar Bağdat Osmanlılarda kaldı. 1578 yılında Osmanlıların Azerbaycan’a girmesi ile başlayıp, çeşitli aralıklarla 60 yıl süren Osmanlı- Safevi savaşları çok çetin geçmişti. Ancak bu savaşlar iki tarafa da bir şey kazandırmamıştı. Böylece bu savaşlar her iki ülkeyi de iyice yorduktan sonra sonuçlanmıştı. 1639’da kasrı Şirin anlaşması imzalandı. Bu anlaşma ile iki büyük devlet de birbiri ile başa çıkamayacağını anlamıştı

1639’da Tokugava Şogunluğu, Japonya’nın kapılarını dış dünyaya fiili şekilde kapattı.

19. Kitabın içindeki konulardan bazıları şunlardır:

Yakarak öldürüp, sonra heykelini dikmek
Hollanda Doğu Ticaretine el atıyor
Kanije
Japonya’da Hıristiyan karşıtlığı
İstanbul’da İsyan
I. Elizabeth’in ölümü
Celali İsyanları Devam ediyor
Kuzey Afrika
Çocuk Padişahlar
Yer Çekimi
İngiltere’de Katolik Mezalimi
Ekber Hanın ölümü
Zitvatoruk Anlaşması
Osmanlı Merkezi Yönetiminde zayıflama
Don Kazakları
Orfeo
Ricci’nin çabaları
Alevi kırımı
Moriskolar
Hollanda
Kuyular Celali Doluyor
Fransa Ekonomisi toparlanıyor
Amerika’da Tütün
İspanya
Galileo Galilei
Tımar Sisteminin Bozulması
Aşk
Venedik Osmanlı ticareti geriliyor
Doğu Avrupa
Romanovlar
New York
Deniz Hamalları
Sömürgecilik Yaygınlaşıyor
İknaları Hıristiyan yapmak zor
Cezayir Korsanları
Mançular Çin’in üzerine yürüyor
Mikroskobun gelişimi
Kafes sistemi
William Shakespeare
Cervantes
Büyücülere Ölüm
II. Osman
Otuz Yıl Savaşı
Mare Liberum
Kepler
XIII. Louis
İngiltere’de kırsal kesim
Pürütan kolonisi
Osmanlı Lehistan Savaşı
Şükran yemeyi
Hotin Savaşı
II. Osman’ın katli
İran İngiliz işbirliği
Osmanlı Safevi savaşı
Richelieu
Rus Kazakları Karadeniz’de
I. Charles Stuart
Francis Bacon
Cıhangir Şahın ölümü
La Rochelle
Abaza Mehmet paşa
Şah Abbas’ın ölümü
Kösem Sultan
Sadreddin Şirazi
İmparatorluk
IV. Murat
Osmanlı Tımar Sistemi
Jansenizm
İngiltere’de Kral ve Parlamento
Aşkın Mabedi
İsveç Otuz Yıl Savaşında
Galilei’nin Mahkumiyeti
Yakutlar
Özgürler
Fransa fiilen Otuz Yıl Savaşında
Revan Seferi
İskoçya’da Ayaklanma
İlk Opera
XIV. Louis
İşkence
Kasrı Şirin
Japonya Dış Dünyaya kapanıyor
Ütopya
Avrupa’da Kırsal kesim Kaynıyor

Künye Bilgileri

Bizimkiler: Evrenin Merkezi Dünya Değil (Anadolu Merkezli Dünya Tarihi 19. Kitap MS 1600 – MS 1640)
Evin Esmen Kısakürek, Arda Kısakürek
Anadolu Merkezli Dünya Tarihi
Türü: Tarih, Dünya Tarihi, Genel Kültür, E-kitap Oku, E-kitap indir

 

E-kitap okumak için tıklayın